Sermayesi sözü serveti sazı
Kara kışa dönmüş baharı yazı
Bulaşır üstüne yolların tozu
Aşık aşkı için yola savrulur
Dikeninden çeker harından çeker
Ateşinden çeker narından çeker
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Keşke bütün savurmalar aşk rüzgarının savurduğu gibi olsa...
Şiir çok güzeldi.... Kaleminize sağlık sayın Ahmet Daş...
elleme ki et tırnaktan ayrılmaz
Bin yıllık çınarlar yere devrilmez
Özüdür buğdayın kepek sıyrılmaz
Değirmene düşer yele savrulur
----Ahmet hocam türkü güzelliğinde çok harika bir şiir okudum umarım ozan arkadaşlar bu şiiri değerlendirir ,sizi ve güzel eserinizi kutlarım saygılar sunarım .
.Ayrılık bedenleri uzaklaştırır. ama gönülleri yakınlaştırır. gönüllere bir ateş kor yakar kavurur,tıpkı rüzgarın mumları söndürüp ateşi tutuşturması gibi.Değerli hocam;Kutlarım bu güzel dizelerinizi saygıyla..
Belleme ki et tırnaktan ayrılmaz
Bin yıllık çınarlar yere devrilmez
Özüdür buğdayın kepek sıyrılmaz
Değirmene düşer yele savrulur............................/ Bence ,siir bastan sona ayni konu bütünlügü icerisinde seyredip,bellegimizdede siiri vurgulayan bir isaret bir iz birakabiliyorsa o zaman okuyucunun gözünde dahada degerleniyor diye düsnüyorum.Aynen bu güzel siirde oldugu gibi;güzel bir konu,siirin geneline hakim bir bütünlük,cok net anlasilir bir dil ve yine ayricaligi olan bir uslup siire ap ayri bir tat vermis,Güzel siiri ve Ahmet hocami gönülden kutluyorum.Selamlar,saygilar.
Güzel şiirinizi güçlü kaleminizi tebrik ederim Üstadım,konusuyla,tarzınızla türkü tadında,sonsuz saygılarımla.
Rüzgârın önüne kattığı her şeyi savurduğu gibi yaşamda insanı savuruyor böyle...
Çok güzel bir şiir okudum... Kutluyorum içtenlikle...Saygılar.
Dikeninden çeker harından çeker
Ateşinden çeker narından çeker
Çilesini Ah-u zarından çeker
Bülbül sevdasından güle savrulur
Onca çekilen çileyi görmez gözü sevenin işte bir türlü. Duygusuyla, kurgusuyla, hecesiyle, kafiyesiyle dolu dolu bir şiirdi. Kutladım öğretmenimi. Gerçekten, Ahmet Daş' ın yazdıklarını okumak büyük zevk... Şiirdi...
Bu şiir ile ilgili 47 tane yorum bulunmakta