Savaşın yıktığı bir ocak,
Yıkılan ocaktan bir çocuk,
Ayakları kan revan, çırılçıplak...
Havalar ceset gibi soğuk...
Bir daha güneş
aaaç
ma
ya
cak;
Gökyüzünde devasa bir bulut,
Bulutun altında yeni bir umut,
Bile artık
can
laaan
ma
ya
cak
Fakat içleri, fakat içleri,
En yakıcı ateşlerle, cayır cayır;
Yanıyorken yavrucakların,
Yağan yağmur bile temizleyemeyecekti;
Burada çalınan yüzüne kara lekesini insanlığın.
Savaşın yıktığı bir ocak,
Yıkılan ocaktan bir çocuk,
Çevredekileri bellemiş ailesi;
Savaş zamanı, ölmüş annesi.
Elinde bir tencere,
Tencerenin içinde pirinç,
Tencere kendisinden büyük,
Tutuyordu sıska kollarıyla;
Titreyerek.
Titreyerek de olsa, dudakları,
Kaderine tebessüm ediyordu.
Ondan medet uman daha on beş kişiye,
Aş götürüyordu;
Yalınca ayacıkları.
(Bu şiir, Ankara'da "Rus Evi" sahipliğinde gerçekleştirilen ve ünlü şâir Ataol Behramoğlu'nun jüri üyelerinde bulunduğu 2024 Puşkin "Genç Şâirler" Şiir Yarışması'nda ikincilik ödülü almıştır.)
Kayıt Tarihi : 24.12.2025 03:51:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!