Savaş Meydanları Şiiri - Mesut Yüksel

Mesut Yüksel
187

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Savaş Meydanları

Savaş meydanları;
Korkuyla cesaretin aynı kadehten zehir içtiği,
Vahşetin insanın en çıplak hâline büründüğü
Kızıl ve dilsiz bir mahşerdir.

Bir erin gözbebeğinde sönen o son parıltı,
Bir generalin göğsündeki soğuk madalyaya tırmanır
Ve orada, tarihin ağır yüküyle,
hayatın özününe karışır.
Ölü bedenler;
Toprağın üzerine kanla atılmış,
Okunamayan o devasa imzanın
Artık harfleridir.

Demir, insanın hırsından utanıp bükülür;
Söz, kurşuna evrilir,
Ses boşlukta çürür.

Toplar, göğün bağrını yırtan demir sırtlanlar gibi
Açlığını ebedî sükûta haykırır.

Yaşamın mukaddes nefesi,
Barutun kara isiyle boğulurken;
Çelik ve inanç, tarihin kızgın fırınında
Tek bir soğuk kül yığınına dönüşür.

Süngülerin ucunda kırılan o akşam güneşi,
Kılıçların sırtında şimşekler emzirir.

Nidalar dualara sarılır,
Tekbirler göğün katlarını zorlar;
Çünkü burada ölüm, bir son değil,
Toprağın hafızasına kazınan
En keskin harftir.

Burası;
Bazen bir imparatorluğun can çekişen son nefesi,
Bazen küllerinden doğan bir şafağın
İlk kanlı çizgisidir.

Ama her zaman,
Zamanın üzerinden geçip gittiği,
Fakat toprağın asla unutmadığı
O devasa sızının adıdır.

Savaş meydanıdır burası:
Metalden bir fırtınanın ortasında,
İnsanlık onurunun kendi gölgesini aradığı
O ıssız ve ebedî yankı.

Mesut Yüksel
Kayıt Tarihi : 10.1.2026 00:00:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!