“Işk ehlin âteş-i hicrâna eylersen kebâb”
Döne döne imtihân etdün budur âdet sana” (Fuzuli)
Kıskanıyorum
Yetiştirdiğin nadide çiçekleri
Bambaşka dikenleri ayıklayan mahir ellerini
Bulutları dağıttığın masmavi semada
Hazineleri sakladığın alaca kuşaklarda
Yürüyüp dileğine adaş olmalıyım
Farzet aç gözlü sarmaşığım
Göğsünde yalnız ben filizlenmeliyim
Marifet et, kaldırma kaşını
Bu kapkara iblis gözleri değil
Toprağı talan edip baharları çalmak
Değil karıncaları yuvasından kaçırmak
İçine gir manzaramın
Yalnız suyunu iklimime akıtmak hevesi
Belirenlerin en güzidesi diye açmak isterim
Çünkü
Vahşice göğsümü yırtıp gizimi ifşalayan
Yapışıp gövdene iştahımı kabartan
Biçare, tutamıyorum dizginlerimi
Damarımda dolanan bu zehirli kandan sıyrılamıyorum
İsterim üstüme seril
Acı da olsa şarabını içir, yükünü sırtıma giydir
İhya et, tüm kutsallarımın üstünde geril
Hoş ol
Olmazsan sakın altın kadehini
Ol de olsun adıma azap ayetleri
Ol de olsun firdevsin eşsiz köşeleri
Burnumu kanat, lütfet beyaz gömleğini
Talihimi dudaklarına iliştir
Başka ne sır ne de öz
Kalmadı eteğine yapıştığım bir başka alamet
Razıyım ellerinden
Sabır tanesi selamet ya da topyekun felaket
Razıyım bu illetten
Razıyım yakama iliklediğinden
İster yetiştir, boya ve sız bana
İster taşla, üstüme yağ, dön yüzünü kapılara
Öğret adımı öğreteceksen baykuşlara
Arzularım
Evet, seni bana rağmen
Evet, sende en çok ben
Ben şair değilim, yalan söyleyemem.
Buket Ayaz
Kayıt Tarihi : 22.1.2026 20:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiir Mocan'a ithafen yazılmıştır




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!