1877-1878 Osmanlı- Rus savaşı,rumi 1923 yılına rast geldiğinden,bu savaşa 93 savaşı denir.Bu savaşta her ne kadar başarı gösteildiyse de,Rusların,Erzurum sınırlarına kadar gelip işgal etmesi sonucu,Başta Konya olmak üzere Anadolu ya göç etmelerinde bu adı almışlar.Rusya’nın içten karışmasıyla Dadaşlar tekrar Erzurum’a dönmüşlerdir.
Erzurum Tarihi:Yavuz sultan selim 1517 yılında Osmanlı topraklarına katı.
Birinci dünya savaşında 16-Şubat-1916’daRuslar tarafından işgal edildi.1917 yılında Rusya içten karışarak geri çekilmek zorunda kaldı.Ancak Dogu Anadolu bölgesinde Ermenistan hayaliyle yaşayan Ermeniler Erzurum ve çevresinde soy kırımına giriştiler.
12-Mart 1918 Ordumuz Kazım Kara Bekir komutasında Erzurum,esareten hüriyete,ölümden hayata döndüğü gündür.
Erzurum’dan gelen bu komşular sayıları tam bilinmemektedir. Köy’de Türkmen’ler tarihçeleri vardır. Bu sebepten dolayı iki etnik gurubun örf ve adetleri aynı dır. Türkmenler,sac üzerinde yufka pişirirlermiş. Muhacirlerden gördükleri tandır ekmeğini benimsemişlerdir.
Bu iki etnik grup kazanlarda hedik kayanatır ,bulgur üğüdürler çok güzel Bulgur pilavı yaparlar.Dokudukları kilimleri aynı tezgahlarda dokuyup,aynı deseni verirler sebebi Osmanlı kültüründen gelme olmalarıdır,100 yıl aynı kültürü paylaşmış olmalarından ve Arap kültüründen etkilenmiş olmalarındandır.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta