Hissette ağla bari sarı kamış neresi?
Kızılın yok olup da hilalin çıktığı yer
Ülkünün ülkücünün müzmin olan yarası
Gül yüzlü Anaların göz yaşı döktüğü yer
Buzdan dağlar sarp geçit aşamaz ki sabiler
Daha on yedisin de asker olmuş bebeler
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Anlamı derin şiirinizi kutluyorum Zikrettin Bey.Ayrıca Sarıkamışlı bir vatandaş olarak,yaşanan ve asla unutulmayacak bu derin acımızın,tarafınızdan bu kadar güzel kaleme alınmış olması ayrı bir duygulandırdı beni..sevgiler,saygılar.. ant+10
93 Harbinde Sarıkamış’ta Allahuekber Dağları’nda donarak hayatını kaybeden on binlerin, o vatan şehitlerinin anısını yaşatan; kurgusu, duygusu ve güzel diliyle insanı etkileyen şiirinizi yürekten kutluyorum Sayın Karaca.
Osman Aktaş
Zikrettin Bey;
Şiirinizi defalarca okudum. Yorum yazma fırsatını bazen zamansızlıktan, bazen antolojinin engellerinden bulamadım, anlayışınıza sığınıyorum...
Tarihimizin 'ibret dolu' sayfalarından birisidir Sarıkamış Destanı.. Ben 'destan' diyorum, azınlıkta olsa bazıları 'hüsran' diyebilir? Anlayış, izan meselesi sonuçta... Ve şanlı bir tarihin mensubu olan Türk'ün başına ilk kez gelmiyor böylesi acı ve elemle dolu olaylar... Biz bu katliamları Türkistan'da da yaşadık.. Hemde Emevi barbarlığına karşı! Bunları görmeyen gözler, kalkıp, Türk Milliyetçiliğini karalamak için Sarıkamış üzerinden Enver Paşa'ya saldırırlar... Ölmesini bilenler, vatan diye bildiği 'kutsal topraklara ulaşma idealiyle yaşayanlar', Turan yoluna başını koyanlar bu zevat tarafından asla anlaşılamazlar!
Çok mükemmel bir şiirdi... Hecenin en güzel örneklerinden biriydi... Şiire çok yakışan şahsınızı içtenlikle kutluyorum...
Şiiriniz tam puanla listemdedir.. Saygıyla, muhabbetle...
Canların uğruna feda olduğu topraklar VATANDIR! anlayan yürekler ağıtlar yakandır! kutluyorum yüreğinizi ...tam puan sayfanıza ...şiiriniz listeme ...saygılar VATAN sever yüreğinize....
Minnet,şükran ve saygı ile anıyoruz Allahuekber dağı ve çevresinde Şehit ve Gazi olan Er oğlu Erleri . . .
Sağ olasın Şair :
www.nevzatbilgic.com
duyarlı kaleme tebriklerimi sunuyorum. selam ve dua ile.
Şehitlerin üstüne kardan örüldü kafes,
Soğanlı tepeleri, soğudu sıcak nefes,
Kiminin başı açık, kim de kalpak, kim de fes,
Doksan bin şahadetin donukça baktığı yer.___Yener Sezgi
Zikrettin bey; Sarıkamış şehitlerimize yazmış olduğunuz güzel ve anlamı şiirinize bir dörtlük hediyemizdir.Yüreğinize sağlık şehitlerimizi hatırlamak adına, onları anmak adına, yazılmış şiirinizi ve sizi kutluyorum.Ant.lis. Selamlar
Gönülden kutluyorum içimizde bir yara olan bu hazin hadiseyi çok güzel anlatmışsınız kaleminize sağlık
Mesut Özbek
Zikrettin hocam bu güzel dizeleri yazan yüreği ve kalemi en içten dileklerimle kutluyorum kaleminiz daim olsn hiç susmasın.
Tebrikler üstadım.gönlüne sağlık.
Bu şiir ile ilgili 43 tane yorum bulunmakta