Sana ait ne varsa, hep bende kalsın,
Sen bende sadece, bir nefes kadar.
Mülkiyet yükü o-muzdan kalksın,
Sen en derinlerde, bir ses kadar ol.
Adım geçtiğinde, duran zaman ol,
Bakışta gizlenen, sonsuz o an ol.
Sana "nasılsın" der-sem derman ol,
Damarda sessizce, akan o kan ol.
Uzak yollarımda, beklenen ışık,
Karanlık zihnime, dolan sarmaşık.
Dünya kavgasına, değil alışık;
Ruhuma sığdığın, gizli bir yan ol.
Seni sevdim diye, sustum bir ömür,
Her fasıl gönlüme, basıldı mühür.
Gidenler ne bilir, yasımız kömür,
Solumda bitmeyen, o kutsal can ol.
Kimse bilmesin de, bir ben bileyim,
Kalbimde mühürlü, bir sır gibi kal.
Seninle her sabah, bin kez öleyim,
Bende hiç bitmeyen, o kadim masal.
Yollar kapansa da, "geldim" diyen ses,
Üşüyen elleri, ısıtan nefes.
Hangi diyardasın, hangi gök, kafes?
Sorgusuz vardığım, son limanım ol.
Ölüm kalan için, dinmeyen sancı,
Giden yolcu değil, biziz yabancı.
Yürekte bu dinmek, bilmeyen acı,
Dizinde durulsun, sen dermanım ol.
Hiçbir şeyim olma, yorar bu mülkiyet,
Ruhunda bulduğum, izdir hürriyet.
Sustuğunda başlar, asıl teslimiyet,
Mahşere dek süren, o fermanım ol.
Dünya malı varsın, ele yurt olsun,
Yeter ki bu ruhun, bana eş olsun.
Bütün "hiç"ler sende, manayı bulsun,
Ölürken güldüğüm, en son "can"ım ol.
Murat dursa bile, vuslat uzağa,
Düşmesin bu sevda, hırsa, tuzağa.
Ruhumuz karışsın, kutsal toprağa,
Bende baki kalan, tek bir "an"ım ol.
Kayıt Tarihi : 25.12.2025 13:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!