Damdan düşmeyince halden bilinmez
Dert çekmeyince gözyaşı silinmez
Yaşamayınca korku tarif edilmez
Adıyamanlı polis can kardeşim
İki cihanda aziz olsun derim.
Kelimeler sende vücut buluyor
Hayatı òğreten gül öğretmenim
Ellerim sayende kalem tutuyor
Yazmayı öğreten bal öğretmenim.
Sana geldiğimde dilsiz kuş idim
Büyük derde düştüm atamıyorum
Çareler çareyi yitirdi bende
Sevinci arıyor bulamıyorum
Gülmeler gülmeyi yitirdi bende.
Ben kaçtıkça acı peşimden gelir
Cebimde Bisküvi/Deprem
Enkaz altındayım yerim karanlık
Cebimde bisküvi yiyemiyorum
Hareket kısıtlı ölüm bir anlık
Yavruma bisküvi veremiyorum.
ÇEKECEĞİM GERİDE
Göreve dönsem de çilem biter mi?
Ruhuma çöken acılar diner mi?
İnsanlar beni teselli eder mi?
Daha benim çekeceğim geride
Canım Kudüs'üm
Mîrâc'a yükseldi sende Efendim
Göklere çıkışsın canım Kudüs'üm
Fethini duyunca bayram edendim
Mü'mine hedefsin canım Kudüs'üm.
CANIM SIKILIR
Dokuz ay çektiğim çile yetmez mi?
Bunca baskı, bunca zulüm bitmez mi?
Haykırsam sesim “Reis’e” gitmez mi?
Ev hapsindeyim canım sıkılır
Yaradan diledi bize verildi
Hakkın hediyesi canım torunum
Mutluluk gülleri eve derildi
Allah bir diyesi canım torunum.
Ağır başlı büyük adam olasın
BÜNYAMİN ÖĞRETMEN
Otuz dokuz yaşında öğretmendi
Eylül’de meslekten ihraç edildi
Ekmek parası için işe girdi
“Bünyamin Öğretmen’e” vicdan sızlar!
BURUK RAMAZAN
Duygularım mahpus, prangalanmış!
Sözüm kifayetsiz, esir alınmış!
Dermanım benden uzağa salınmış!
En buruk “Ramazan’ı” yaşıyorum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!