saklı kentin gelmelerine ithaf...
Terk edilmişliğin elçisi olarak geldim kentine
Hicranın hicretlerini aklayan yaralı son yaralıyım
Minyatür bir kelebeğin güneşe ölümü anındayım
Sinemde sensizliğin tohumu var beni ekmeye geldim
Beni bulan beni ekledi esrik toprağının yusufi derinliği
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Yolcu musun
Yol musun
Bekleyen mi
Ya da ben dünyana hep ekleyen mi
Üzüntülerimin son kışında sensiz üşümek istemiyor istemlerim
Anılarını gelincik sandığına aldı umudumun perisi
Sevginden bir damla ayırsan gayrı
gelmem gelişinin amentüsünden ilk şart oldu
bir işaret bir işve bir kücük umudun anında
seni bekliyor her halim gönlü salim bir halde…..
Mısralarda birçok anlam gizli satır aralarında daha da fazla..Kaleminiz daim olsun.
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta