Onun asıl adı Yusuf, bilinen adıysa Nabi
Evliyalar, enbiyalar şehrinde doğdu bit-tabi
Yusuf Nabi tabi oldu, şeyhi Yakup Halife’ye
Kuzulara çoban oldu, başladı muhasebeye
Nefsi fesada başladı, “Hani Hakk’ı bulacaktım? ”
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Merhaba Ağabey
Şiirini mesaj kutusunda görüp te okumadan geçmek olur mu? Yakışır mı bana bu?
Yakışmaz tabiiii.
Okuyunca zaten çok şükür Rabbime dedim. Bilmediğim bir şey daha öğrendim işte. İnanın ben bunu bilmezdim. Allah razı olsun, hizmetinizden, tebliğinizden...
224 - Şairler(e gelince), onlara da sapıklar uyar.
225-226 - Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?
227 - Ancak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar müstesna; haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akibete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.
Şuara suresinde şairin tarifini okuduğumda bir daha şiir yazamamam gerektiğini düşünmüştüm. Utanmıştım yazdıklarımdan. Ancak daha sonra Mute Destanının kahramanı Abdullah Bin Rehava`yı okudum. O ki İslamın en güzide şairlerindendir. Ve O devrin en ünlü şairi iken, Biat edip ömrünün sonuna kadar şiir yazmış, ve Resulullah efendimizin yanından hiç ayrılmayarak şiirleri ile davasına hizmet etmiştir... İşte beni kendime getiren şey bu oldu ağabey. Ve okuduğum her şiirde buna dikkat eder oldum. Yani şiir sırf süslü laf ve şekilden ibaret olmamalıydı.... Şiirde hizmet amacı ön planda olmalıydı benim için... Ve şimd görüyorum ki siz değerli büyüklerim öyle güzel hizmet veriyorsunuz ki kaleminizle. Adeta görmeyen gözlere sokarcasına, Hissetmeyen kalplere kor düşürürcesine, ve en önemlisi, üzerimizde kul hakkı var... Ki sadece kul affedermiş. Siz kalemlerinizle böyle yazdıkça hakkınızı da ifa ediyor, borçtan kurtuluyorsunuz ne güzel!!!! Rabbim hepinizden razı olsun.
Tebrik ve takdirlerimle Ağabey ...
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta