Yılların yorgunluğuna oturdum sana sesleniyorum,
Yağmur değmiş gözlerimle.
bıraktığın yerde kırdım son kadehimi,
Ellerim kan içinde,
Heder olmuş yılların ardından,
N’olur duy beni!
Tanrının gölgesine saklanma, çık ortaya!
Yalan yağmurlarıyla büyüdüğün bulutlardan in!
Alaca karanlığından, vicdanıma gel hadi...!
Gel de! orda boğayım seni,
Hadi gel!
Gene akşam oldu;
Eyvah! ...Eyvah ki! ne eyvah!
Dörtnala gelen, ölüm duyguları göründü gene uzaktan.
Ürkek gözlerim bir tuhaf oldu.
Adımlarımın rotası, şimdi en uygun yere,
Yani kestirmeden eve;
Elim çenemde gözüm resminde,
Geçmişe daldım gülüm seninle,
Başına gittim ta! ayrılık gününe,
Sevdanla yanan bir yüreğim vardı...
Bir genç çıktı önüme saçları uzun,
Ritim çoğuldur,
Çoğul eşeydir,
Eşey dişidir,
Dişi eksidir,
Eksi güçsüzdür,
Güçsüz iyidir,
.
Eylül vurmuş seninde gönül dağına
Hüzün değmiş gönül ağacının, yaprağına
Buz üzümleri sarkmış güzelim bağında
Yıllar önce tükenmiş, halimi gördüm
Bir sevda masalında büyüttük yüreğimizi,.
Bekledik, yarın diye diye, bu günleri hep!
Hayat sayfamızdan koptukça birer, birer takvimler,
Anladık ki! Değişen, yanlız aynadaki yüzler hep!
Umut ekmeğinden yedik lokma, lokma, hiç! gücenmedik,
Deniz deyince enikonu bir tuhaf olurum.
Birde o sözcük ete kemiğe bürünürse vay! halime;
Gözlerime önce güneş açar;
Sonra hızla bulutlar çoğalır.
En sonunda bir yağmur yağarki sorma sımsıcak........
Sanki bir filika yalpalaya yalpalaya göğüs kemiğime vurur.
Ben adım gibi bilirim, allahsız!
Sarmaşık sevdamdan kurtulmaktır niyetin,
Bensizliğe ne çaputlar bağladın, bakalım?
Ne mumlar yaktın, babaların en evliyasına, kimbilir?
Hangi şıhın tükrüğünden, sulara saldın beni?
uygarlık dediğin insanın refahı değilmidir?
Refah, alınterinden fildişi kulelerimidir?
Alın-teri mi geriye benden kalan şerdir,
Ve çıplak bedenim sırtlanların kölesidir…
Toprak ağasından, uygar magandalar icad eden kimdir.?
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!