Tam saatli zamanlardan biriydi birkaç dakika önce. Karşıma oturdum, iki kafadar sustuk öyle, kendime bile diyecek tek bir lafım kalmamış. Kulak verdim geceye, gecenin sessizliğine, yine o kederli sesiyle eti, kemiğe bulamıştı. Zaman, ürkek bir kuşu saklıyordu kendi içinde; üzgün, yorgun, biraz da yaşlıcana bir kuş. Sesini duymak istercesine pervaneleşsin isterken yelkovan, hece, hece geçiyordu bu gece zaman. Zaman kekemeydi, guguk, guguk ederken benliğimi düşünceye meyletti. Düşlerime tebelleş olmuştu kalleşçe gidişin!
Ruhun, bedenini terk etmiş potansiyel bir suçlu!
Seni, Sensiz bırakmış her bedende insanlığı soyunduğundan!
İki uçlu dilin: konuşurken zehirli, öpüşürken sihirli;
Kifayetin, her gömlek değiştirişinde özüne meyilli…
Az ötemde kan içinde dizlerin,
Sağanak, sağanak döküyor, durmuyor gözlerin.
Göbek bağını yılanlar giymiş,
Bu neyin serzenişİ haspam!
Timsah gözyaşlarını başkasına sakla,
Ben, adını şahmeran koydum vesselam.
Aşk sandığım,
Boş kalbine neler, neler sığdırdığım,
Nereden bakarsan farklı kişilikler hüviyeti giyinmiş
Kanlı-canlı bir zanlı;
Belki de kendince haklı, mamafih hiçbir hafifletici sebebi yok! ..
Aşka düşen, bakmazmış yılan mı diye, sarılırmış.
Aşk, Bir çift gök gözünden zehrini içeri akıtırmış.
Dilbaz bir martının,
Ağdalı dilinden yazılırmış cinayetin romanı.
Gün, öyle bir vuslattı ki ölüme uyanış,
Gözlerinde asılır, kalbinde sallanırmış! ..
Samet KALABAK
Samet KalabakKayıt Tarihi : 13.10.2013 01:48:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!