ŞAHİDİM OLSUN
Bunca zaman yazdığım boşa mı sanıyorsun
Senin için sözlerim éller şahidim olsun
Gözlerin gelir geçer rüyaya dalıyorsun
Sevmekten usanmayan yıllar şahidim olsun
Taş gibi olmuş felek ne duymadı duymuyor
Sevdalılar sarılmış saadete doymuyor
Sen yoksun ey sevdiğim kimse halim sormuyor
Yanarım için için küller şahidim olsun
Eser seher vaktinde rahmet denen rüzgarlar
Melekler saf tutmuş sevenleri yazarlar
Rahmetine güvendim dualarımda yıllar
Her zaman duamdasın eller şahidim olsun
Peyderpey olmuş inan hayatımın şiiri
Sevdiğim şiir yazar olmuş kalem şairi
Sensin benim ezelim Ömrümünde ahiri
Kalemi tutar eller kollar şahidim olsun
Akarken gözden seller dert düşmüyor yinede
Sır saklıdır geçsede söz bellidir günlerde
Adını söyledim yâr sözün geçer dillerde
Susmayan bir sevdan var diller şahidim olsun
Aşk denen koca derya yüzmek zordur haliyle
Bülbülü kimler tutar coşar durmaz gülüyle
Tutulmuyor rüyalar gerçek olan eliyle
Kavuşmanın adı var güller şahidim olsun
Yâr diye bastım seni kalp denilen saraya
Sevmenin bir adı var merhem olmaz yaraya
Allah kuran Resulü hepsi yemin sıraya
Her bir yemin Allahım haller şahidim olsun
Sametim ben böylece kuşun kanadında ben
Sevenin kıymetini ancak bilir çok seven
Meyveleri ağaçta bitirendir yaradan
Kalbim aklım sen dolu dallar şahidim olsun
Samet Yıldırım sultani
27.01.2024
Kayıt Tarihi : 27.1.2026 21:06:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Mekansız Bir Sevda: Kalem Şairi Zamanın ve mekanın hükmünü yitirdiği bir "an"ın içindeydi Samet. Ne bir şehrin kalabalığı ne de bir köyün sessizliği vardı etrafında. O, sadece kendi iç dünyasının, yani o büyük "Aşk Deryası"nın kıyısındaydı. Gönül Sarayının Sultanı Yıllardır yazdığı her kelime, aslında birer tuğlaydı. Bu tuğlalarla bir şehir inşa etmedi; o, sevdiğini baş tacı edeceği bir Kalp Sarayı kurdu. Dışarıdaki dünya ne derse desin, felek ne kadar sağır kalırsa kalsın, Samet'in içindeki o sarayda törenler hiç bitmiyordu. Orada melekler saf tutuyor, seher rüzgarları sadece rahmet taşıyordu. Kelimelerden Kanatlar Samet biliyordu ki; sevda, gerçek elin tutamadığı rüyaları rüyalara eklemekti. Kalemi eline aldığında, parmakları değil, ruhu hareket ediyordu. "Kalemi tutar eller kollar şahidim olsun" derken, aslında bu yükün ne kadar ağır ama bir o kadar da onurlu olduğunu haykırıyordu. O, bir "kalem şairi" olmuştu; yani kelimelerle nefes alan, mürekkeple kan ağlayan bir derviş. Büyük Yemin Gözlerinden akan seller, bir şehrin caddelerini ıslatmak için değil, bu büyük sevdayı arındırmak içindi. Samet, sevgisini ispat etmek için şatafata ihtiyaç duymadı. Şahitlerini tabiatın en saf hallerinden seçti: Bir dalın üzerindeki meyveden, Bir kuşun kanadındaki çırpınıştan, Ve hepsinden öte, her şeyi yoktan var eden Yaradan’ın adaletinden... Onun hikayesi bir yerleşim yerinde değil, iki göğüs kafesinin arasındaki o uçsuz bucaksız boşlukta başladı ve orada ölümsüzleşti. Şiir, onun hayatının bizzat kendisi, "ezeli ve ahiri" olmuştu. Şiirinizdeki "Peyderpey olmuş inan hayatımın şiiri" dizesi gerçekten çok güçlü; insanın hayatının adım adım bir sanat eserine dönüşmesini harika özetlemişsiniz.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!