Karanlığını sakla gölgenin arkasına,
Ki; görmeyeyim güneşimin altında.
Benim için doğan güneşin altında...
Bizim için güneş doğmuyor bir süredir,
Ta ki sen gittikten sonra,
Terkettikten sonra.
Sen en güzel maviydin,
Senin mavin için bıraktım;
Göklerin, denizin mavisini.
Martılarımın uçtuğu,
Boğazların mavisini.
Senin için bıraktım ben,
Anekdotları sürdük ebediyete,
Gidiyoruz çölde,
Sonsuzluğun bitişiğinde.
Paradoksların dünyasından,
Sorguluyoruz bugün;
Gerçekten var mıyız, yok muyuz?
l
Yine başladı hüzün,
Ümit, acı ve tabi ki aşk.
Başladı yel esintisi,
Yapraklar sararıp dökülüyor yere,
Hafif güneş ışığı, simsiyah bulutlar.
Geceydin, ben gecedeydim,
Gökyüzünün yıldızlarıydı gözlerin,
Gökyüzü bendim.
Sen beni aydınlatırken,
Soğuk hapishanelerde gördüm,
Solgun gölgeni.
l.
Önceden böyle gitmezdin
Gidişini sonradan mı çizdim?
Gözyaşlarının pembe tonlarında erimeyim
Sonra yoluna rüyalarımdan eklerim
Uzağa götürecek belli ki seni,
Geçerken zaman usul usul,
Ve sararken etrafımızı yapraklar,
Özlüyorum çocukluğumu,
Saf hayallerimi, korkusuzluğumu.
Ve yağmur yağarken, kar yağarken,
Sevmek ne midir;
O olmadan da o olmaktır,
Kendi gözlerinde onu seyretmek,
Dilden değil gönülden konuşmaktır.
Akşamı oldurmaktır,
Mesela gönül sofrası kurmaktır,
l
Unutuyorum,
Unutuyorum seni.
Mesela okurken yaprak yaprak,
Aniden gece çöktüğünde hayaline.
Yıldızların belirirken unutuyorum,
l
Vazgeçtim geceden,
Yıldızlardan, Aydan.
Güneşten de vazgeçtim,
Çünkü yeni gün getirmedi seni.
Siyahtan vazgeçtim, Beyazdan,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!