Vakit tamam olmayınca göçmüyor ki insan
Belki bir sonbaharda belki aylardan nisan
Zaman belli değil iyi olur hazırlansan
Cennet yanında bu dünya kulübe-i ahzan
Bitmez kış gelmez yaz,
Yolum uzundur mor karanlık.
Kanatır yüreği keskin tarafından,
Bu hasret bu ayrılık.
Istırabın son noktasında yaralı sevdam;
Zaferin işaretidir hasret kanyonlarında
Tüyleri diken özgürlük ritimleri
Yeleleri alev alev duygu atlarımın toynaklarında
Hicranın ipi çekildiğinden beri
Baharı muştulayan cemreyle
Can ipliğim yanıyor sevdanın ateşiyle
Eriyor usul usul mum misali yüreğim
Nefsin zindanlarında keskin aşk şarabıyla
Kanarcasına yudum yudum ölür benliğim
Selvi boylu kâbuslar sızar rüyalarıma
Boncuklar taktığın ince örgülü saçların,
Sevinç fışkıran gözlerinden o çocukluğun;
Mutluluğu, bilinmez yalnızlığı yıldızların,
Ağlatır mehtabı bile kahreder yokluğun.
Kapanırken bir bir usuldan pencerelerin,
Otuzu aşkın yıllarımdayım,
Yarısında mıyım ömrün neyim?
Meçhule kanat çırpan yarının
Cahit gibi endişesindeyim.
Bahar yine aynı bahar değil!
Saydamlık içinde mavi kanatlarıyla beliren sevgili
Mehtapla parlayan yüzün aydınlatıyor gecelerimi
Dalgaların sırtında yükseliyor sesin, ışıldıyor tahtın
Berraklığın örtüyor savrulan kederlerimi
Mutluluk ahenginde şefkatli kollarınla karşılayarak
Cennet bahçesinin sonsuzluk kapısını açar gibi
Aldırma gülüm
Sakındığım göz bebeğim
Aldırma…
Ben uğruna viran, perişan, tutsak
Kaçamadığım aşkından.
Bir dünya kurduğum sensin
Dualarım sanadır
Kalbin sevgiyle dolsun
Gönlüm senden yanadır
Başkası haram olsun
Bu ilk mahkûm kalışım
Bilemezler gafiller içimde ne sevgidir;
Narin bir kız, nadide bir dilber zannederler.
Açık deniz, gül kokusu ve nâlân bir sestir;
Ruhumun altında beliren sevda, çılgınca.
Nasıl ki açık denizde açılırsa yelken;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!