Aşk şerbetini tatmayan derviş olur mu.
Kabul görüp bir tekkeye varır mı..
Diller zikir çekse bile kalp uyanır mı.
Aşk ile yanmayana zikir verilmez.
Önce aşık ol da öyle gel derler..
Heba etme kalan şu az ömrümü
Sensiz geçen günüm, ziyan bilesin
Esirgeme şu aşıktan, gülen yüzünü
Çatık kaşın oktan beter, vurur bilesin
Sevdiğim anlatma mahir yönünü
Sensiz tadı kalmadı artık bu şehrin
İhtimallerimi de aldın çekip giderken
Belki bir sokakta köşe başında
Çıkardın karşıma hiç habersizin.
Sanki hava hep gri renksiz neşesiz
Sen hiç kalkma..ben kendim de giderim...
Biliyorum zaten kapının yerini..
Bilirim zaten zahmet etmezsin..
Bir elveda dahi yorar ağzını..
Artık bu sevdaya bir çizgi çektim.
Farkında değilsin ne ettiğinin
Bilsen kıyamazsın buda bir candır
İnsan düşmanına bile azıcık acır.
Ettiğin zulümdür farkında mısın?
Özlem hasret değil Türkçe karşıtı
Sonbaharı gelmiş aciz ömrümün
Ben daha baharlar yaşayacaktım.
Çiçekler açardım belki rengarenk
Dallarımı kökünden kırmayacaktın.
Sandım ki ilerde güzel günler var.
Ben senin gönül evinin bir köşesinde
Yabancı misali yer bulamazken..
Sen benim gönlümün tam ortasında
Kurulmuş o tahta oturamazsın..
Ellere gösterdin gülen yüzünü
Söylesene sen beni ne zannetmiştin.
Gönlünü eyleyip geçer mi sandın
İki gün geçmeden unutur gider
Adımı bir daha anmaz mı sandın
Yaramı kanatır, yine kapatmam
Bugün bunca sevdama sırtını döndün
Yarın zerresini dahi bulurum sanma
Herdaim kalamam vefa görmeden
Bu gidemez, peşimde pervane sanma.
Sabır taşı dediğin birgün kırılır
Ne yaptın sen bana kara büyü mü?
Çözemedim içimdeki şu kördüğümü
Kör ettin sanki iki gözümü.
Seni unutmanın yok mu çözümü.
Git diyorsun ama ayağım bağlı..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!