Kendi korkusunun şiirini yazmadan gidiyorlar…
Şamdanımı saklıyorum bir türlü diklenemdiğimiz eşkıyalardan
Olağanüstü karanlıkta kalan ben oluyorum yine
Gelecek zaman nerede başlar,nerede biter
Bilmeden çağın krizlerinden nefes alıp vererek
Solu’yorum.
Sol’uyorum
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
Devamını Oku
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları




Kendi korkularımızdan korkmaya başladık artık...Ne diyeceğimiz bile belirsiz....Teşekkürler....Kutlarım.
Yalnız siz mi öğretmenim... Ne mum, ne samdan, ne idare lambası. Tüm ışıkları gizlendi ülkenin. Karartmalardayız. Sanki savaştaymışcasına... Korku filmi izler gibi.
NE DESEM BEN BU ŞİİRE...
Endişelerimize tercüman olmuş dizeler.
TEŞEKKÜRLER. ESENLİKLER....
Şiire yazık olurdu zaten..
Korkunun elleriyle yazılırsa..
İşte o, 'S.o.S veriyor.. 'Nereye bu gidiş' diye soruyor..
Şair de, şiir de görevini yapıyor..
Kutlarım Kardeşim..
Kendi korkusunun şiirlerini yazabilselerdi zaten bunca acıya sebebiyet vermezlerdi.Başka türlü olurdu dünya !Sevgiler aşklar başka türlü olurdu!Gelecek yeni umutlar doğururdu şafağa gözlerini açmadan...Uyandığında karanlığın koynundan eteklerinde bir yığın yaşanılacak çrpınırdı heyecandan..Kuşlar başka türlü öterlerdi denizler başka mavi gökler başka açardı gözlerini ruhuna onların...çok çok öpüyorum abicim o güzel ellerinizden ...
'Olağanüstü karanlıkta' mum ışığı görebilmek imdat feryadıyla. Yüreğine sağlık hocam. Çok manidar paylaşımdı.
Bu şiir ile ilgili 5 tane yorum bulunmakta