Elimi ilk kanatan şey, çocukluğumda oynadığım oyuncaklarım hatta süper kahramanlarımdı
Yeniyken güzel ve tek parça halinde büyülü,
Biraz kullanıldığında ise sanki hiç benim değil gibi soğuk
Kırıldığında ise köşeleri jilet gibi keskin,
Eskisi gibi oynamak istediğimde kanatır elimi, acıtırdı canımı
Her acıttığında ben oyuncağıma sanki bana ihanet etmiş gibi bakardım
Bana sanki söz vermiş ama o sözü tutmamış gibi
Elim acıdığında öyle bakardım ki oyuncağa, benim acımı hissetsin isterdim derinden
Sonra da kırılan oyuncakları hiç sevmedim, oynamadım onlarla, nefret ettim
Büyüyünce ise benim arkadaşlarım, dostlarım,
Hepsi o oyuncaklarım gibi oldular
Sağlamken güzel, kırıldıklarında kanatan oyuncuklarımın
Can acıtan hani, bana hayâl kırıklıklarımı yaşatan
Sahtelerdi onlar da, tıpkı oyuncaklarım gibi sahte
Pahalı arkadaşlardı, kürkleri pahalı,
Tıpkı plastiği kaliteli diye pahalıya satılan naylon oyuncaklar gibi
Aynıydılar onlarla, ruhsuz süper kahramanlarım gibi
Beni korkulu rüyalarımda koruyacak diye düşündüğüm,
Ama elimi kanatan ve canımı acıtan süper kahramanlarım gibi
Bana hayâl kırıklığını yaşatan oyuncak süper kahramanlar ..
Hayır, hayır bir dakika, onlar naylon insanlardı
Düpedüz sahte, naylon, ruhsuz, tıpkı elimi kanatan o pahalı oyuncaklar gibi
Ama tabi sevdiğim, nefret etmediğim oyuncaklarım da vardı
Mesela rüzgâr gülleri,
Onların hep pervaneleri renkli renkli olurdu
Ama pervanelerin uçları da sivri olurdu, tehlikeliydi
Pervaneleri sanki “bana dokunma” der gibiydi
Ben de hiç dokunmazdım, tam da onun istediği gibi
Sapından tutar ve üflerdim, o da dönerdi ve beni sevindirirdi
Tıpkı benim istediğim gibi.
Yıllar sonra anladım ki bana tek dürüst davranan oymuş,
Tehlikesini de göstermiş, sevgisini de
Ben hepsini görerek sevmişim onu
O ne elimi kanatmış, ne de ben kırmışım rüzgâr güllerini
Rüzgâr gülleri nasıl istediyse ben ona öyle davranmışım
Sonra o da bana benim istediğim gibi davranmış
Tıpkı göründüğü gibi olmuş,
Yalansız, dolansız apaçık benliğini göstermiş bana
Mesela bazı insanların yapmadığı ya da yapamadığı gibi
Rüzgâr gülü gibi, kendi gibi
Keşke herkes onun gibi olsaydı,
Güzelliği de, kötülüğü de, renkleri de bir bakışta anlaşılsaydı
Hem rahatlatsaydı içimi, hem de gözlerimizi büyüleseydi
İnsanı bir çırpıda tanıyabilseydik mesela,
Kırılmazdık böylece, kırmazdık ve kanatmazdık birbirimizi
Ama yok!
Olmaz, insanlar duramaz
Sevgileri bulutlara, güzellikleri rüzgârlara kaptırmadan rahat edemez
Ben, sanki ben sonradan aynı mı kaldım?
Hayır, ben de onlar gibi oldum,
İnsanlar gibi hani şu sahte olanlar
Olmadı, ben de, biz de yapamadık
Sevdik mi? Sevdik sandık ama onu da beceremedik
Sevmediğimizi fesatla, sevdiğimizi de hesapla öldürdük
Ve bizdik, kırılıp ellerimizdeki kanları akıtan o oyuncaklar bizdik
Ve bizdik oyuncaklarımızla oynuyoruz sananlar bizdik
Ama oynadığımız bizim hayatlarımızdı, hayallerimizdi, umutlarımızdı
O masum çocuklar bizdik desek kim inanır?
Sahi biz inanıyor muyuz ki?
İnanmıyoruz
Çünkü en az Rüzgâr güllerinin pervanesini ucu kadar sivri
Kırılan oyuncağın kırık parçası gibi keskin bizim yüreklerimiz,
O masum, o yalansız ve günahsız çocuklar biz miydik?
Kayıt Tarihi : 12.4.2025 15:14:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Çocukluktan yetişkinliğe geçerken, insanların gerçek yüzlerini de görmeye başlarsın ya hani, işte o zaman içinden "keşke büyümeseydik" dersin. İşte o hikaye....
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!