İpek yolunda,
bir yerdeydi
doğduğum yer.
Bir kervanın heybesine saklandığım günlerdi.
Sade beni fark ederdi.
Hınca hınç yalnızlımı yaşadığım geceye başlarken,
beni zindanlarına çekerdi acımasızca.
Varoluşumun,
en anlamsız geceleriydi.
Saçlarımın çığıltısı duyulmadan,
vurulurdum,
düşerdim.
Kalkardım yeniden.
Dikilirdim ayağa..
Varlığımız yeniydi,
Nicedir yoktuk tarihte,
ne kadar maviydi dünya.
Savaşır dururduk her şeyle.
İyi ve kötü arasında taraf değil,
kavganın ta kendisiydik.
Oğullarımız
ve mallarımız için
sanırdık her şeyi.
Sıradan olanımızın ise
hiç izi yoktu.
Onlardan biri olarak,
ölmek istemezdik,
hiçbirimiz.
Sadece,
insan olmak
ve hiç bişi yapmış olmamak oysa...
bir ot,
bir solucan,
bir kedi gibi,
hiç kimseye
ve dünyaya zararsız!
İnsana yakışmaz mı acaba?
İz bırakmaksızın,
tarihe gömülmenin kaygısızlığında,
bilgece karşılamak oysa,
sırasıyla gelen ölümü.
Kayıt Tarihi : 21.1.2012 15:28:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu cümleyi okuduktan sonradır ki kalemlerimizin aynı rengi yazdığını anladım...
Herhaldesiz tüm yazılarınızdaki kelimelerle dolduracağım gerekli yerleri...
mustafa yılmaz
ant+10
TÜM YORUMLAR (1)