Sanki ince bir saç teline bağlanacak kadar
Hafifçe bir hayattayım.
İçimden yüzme bilmeden yüzmek gelir.
Martılarca yüzmek...
En beylik anlamlar zihnime dolar hunharca.
Sıkılgan bir ruhla yaşanana denir mi yaşamak?
Bu gece etrafı yakıp yıkan değerbilmez bir meşalenin
Bu değişmez kadim tabunun gizlerini yakışını seyrediyorum
Gecenin en derin kuytularında aldığım o çaresiz nefes
Sonra o var oluşa sövdüğüm dakikalar
Giz dolu kalbime ektiğim amansız vedalar var içimde
Sönmeden önce verilen o son ışık
Uzaklaştım şehrin pasaklı kalabalığından
Bir dağın tepesinden gözlere sığındım
Ilık mevsimlerin ağzında gevelenen
Soytarılardan kaçmak için.
Çözülmüş dilimden sırlar akmadan
İftira yüzlü adamların gözlerine bakmadan
içimde bir vaveyladır kopuyor
ne gözlerin biliyor ne sen biliyorsun
savaşın karanlık yüzünün de gölgesi var
sen benim gölgemi aydınlık sanıyorsun
boynumdaki yorgun damarlarımın mavisi
ölü hislerin aynasından kan akıtıyor
Bir sühnun vaktiydi aramızdaki dağlardan
Dağlar varken ben niye yüzümü
Şehir tozlu yüzüne dönerdim?
Gönül yangınına bir yudum su dilenirdin
Kim bilir göğsünün acısı kimdendi
Gömleğimin cebine gönlünün ağrılarını sığdırır,
Kara talih güneşinden bir ışığa boğuldum.
Verdiğim sözler yüreğime ağır gelir
Ayak izim uzaktadır, koca cihanda kayboldum.
Kapkara günler şah damarımdan yakın gelir...
Dert suyu dergâh dergâh akar akarsuyumdan
Çiçekler açar ve solar ağır yaşam kuytularında
Bir âh çekerim gönlümden nefes
Vakit gelir, ölüm ruhumun karanlık kapısını çalar
Ne tınılarına yakutlar serdiğim şarkılar kalır
Ne de sabah oluncaya ağlayan şiirler
Ağlamaklı bir denizden geçiyorsun
Kırılıyor yalnızlığının tüm kemikleri
Zapt ediliyor bu gece
İçindeki vatanın tüm kaleleri
Ağrıyan ruhunda kevaşenin teki
Nasıl da bunaltıyor zihnini
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!