Sahne arkasında gözlerinden boşanan gözyaşları temizlerken hıçkırıklarının salonda yankılandığından bihaberdi. Bir anda buz kesilmişti salon seyirci suspus olmuş sesin nerden geldiğini anlamaya çalışırken karanlıktan sıyrılan aydınlık gibi usul usul açıldı perde. Sahnede saçları beline kadar uzun, kâhkülü yüzünü bir tarafını yarısını kaplamış uzun boylu, giydiği elbise hal hal giyinmiş ayaklarını bileklerini örten ve siyah gözleriyle karanlığı mest eden kadın görünmüştü. Zaruri bir tebessümden sonra hafifçe eteklerini kaldırarak selam verdi ve elini göğsünün üzerine koyarak kekeme bir tını ile;
Sen ki; zindan mecralarında kırılan boynumun müsebbibi, göğsüme sere serptiğim zehir…
Mem;
Çileyi koklayıp gül niyetine
Zindana girersen, beni de çağır.
Sabrı, kanaatı bal niyetine
Ekmeğe dürersen, beni de çağır.
Bazen iki dünya sığar içime
Devamını Oku
Zindana girersen, beni de çağır.
Sabrı, kanaatı bal niyetine
Ekmeğe dürersen, beni de çağır.
Bazen iki dünya sığar içime




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta