ROMA’YI HEP YAKMAK
Myra’ın kapılarına dayanmıştı gladyatörler.
Ağlamaktan morarmış gözleriyle suskundu
Roma’nın bütün dilberleri,
Askerlerden çoktular.
En öndeki güzelin mor elbisesi,
bin kişilik orduyu,
bir kişilik yapıyordu.
Ege’nin istiridyeleri mor elbiselerin üstünde,
arıyorlardı çocuklarının masum yüzlerini.
Asaleti kendinde göremeyen,
kim varsa Dünyada
acizlik pozlarıyla,
elbiselerinin ardına gizlenmeyi becerirken
Dünya’yı da becermişlerdi.
Bir istiridyenin mor renginde,
asil duruşlarını aramışlardı aristokrat Vandallar.
Bir bez parçasının renginde ölüp giden istiridyeler,
mor renkli gözyaşlarıyla,
bir elbiselik kumaşın kurbanlarıydılar
kimsesiz gladyatörler gibi
İda’nın tanrıları çıplak geziyorlardı
dağların zirvelerinde,
ya da körfezin kıyılarında fingirdekti güzeller.
“Menekşenin moruna
Ölüyorum yoluna” türküsü daha icat olmamıştı.
Paris, İda’nın tescilli çobanı,
güzel kadınlara bayılıyordu.
Aşil Herkül’ü öldürmekle meşguldü.
Aşil yaptıklarından ayılıyordu
Myra’nın açıklarında,
istiridye kabuklarından gemiler,
Myra’nın sokaklarını renk gölüne çevirmişlerdi.
Kan kırmızı soluyordu her şey
Kılıçlar fırça olmuştu
İnadına mor akıyordu sokaklarından Myra’nın.
Bütün kadınlar, anadan üryan.
Elbiselerini yıkıyorlardı durmadan,
Vazgeçmiyorlardı mor renk olmadan.
İstiridyeler bakıyordu.
Hiçbirisi ağlamıyordu.
Ölüler bakarlar da ağlamazlarmış.
Eşine mor renkli elbise bulamayan bir Romalı,
yeniden Roma’yı yakıyordu.
Öfkeden gözleri morarmıştı,
Renksiz renksiz bakıyordu.
Şuayip ODABAŞI
14.10.2023/KEPEZ
Kayıt Tarihi : 7.2.2026 13:21:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!