Ben Riyaz Demirci, Türkmeneli bölgesi olan Irak - Erbil şehri kale seray muhallesinde 1974'te doğdum.Tahsilim ise lise mazünüyüm. Edebi hayatıma gelince 1989 yılından edebiyat
alemine girdim,çocuk yaşlarından Türk Edebiyatının dinleyicisiyidim ve büyüyerek içimde bir ışık duygusununu yarattı,kitab,dergi ve gazete okuyarak daha da bu alanda
gelişmiş bir hale geldim.1991 yılı halk ayaklanmasından sonra Türkmen şehri yüce Erbil'de siyasi Türkmen Parti ve Hareketleri başladıktan sonra maydane Türkmeneli gazetesi adımını attı.Adı geçen gazetenin birinci sayısından günümüze kadar yazı ve edebi ürünlerim yer almaktadır.10.Ekim.1994 Türkmen Edebiyatçı ve Yazarlar birliğinde yönetim kurulu üyesidim. Aralık.1994'te Türkmeneli Radyo'sunda 'Edebiyat
Köşesi'programını ilk olarak sunmaya başladım, ayni zamanda Türkmeneli telefizonunda ardısıra programlar sundum, 'Edebi Sohbetler' 'Sanat Dünyası've 'Makam ve Usullar'larını.Edebi ürünlerim, Esin,Kardeşlik Bülteni,Yeni Kuşak Dergisi,Doğru Düşünce Bülteni,Gökbörü Dergisi,Kardeşlik Dergisi,Erbil'den Horyatlar kitabı,Kaleden Kaleye kitabi,Tasvir Gazetesi,Türkün Sesi Dergisi,Hüriyet Gazetesi ve Erbil şairleri kitabinda yayınlanmışttır.Türkiy'ede bir kaç kursiyelere katildim olnardan, Sipikarlik,Gazete Muhabiri ve Siyasi,hepsini başarıyla tamamladım.Şu an Türkmen Evi Müdürüyüm.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!