RİSALE-I (Nasılsın)
Sevgili Dilruba,
Nasılsın.
Bunun düz bir soru olduğuna inanırsan kırılırım. Bu sorum, seni baştan sonra tanımak için sorduğum gerçek bir sıra dışı bir soru. Yok sa, iyi olduğunu biliyorum. Sıhhat ve afiyettesin. Bunu görmenin mutluluğunu hep yaşıyorum. Zaten, senin iyi olmadığını hissettiğim zaman ben de iyi olmuyorum. Eğer ben iyi değilsem, biliyorum ki sen de iyi değilsin. İşte bundan dolayı kendimi iyi olmaya zorluyorum.
Dilruba,
Samimi olarak bilmeni isterim ki, sen benim için önemlisin. İsmin gibi şahsın da gönlüme esenlik veriyor. Sesin bir rüzgarın yaprakları salladığı gibi gönlümü titretiyor. Sen de biliyorsun ki, gönüller, sevdiğinin titretmesi ile ancak kendisine gelebilir. Sevmeyen insanın esenliği bulması ne kadar mümkün değilse, seven insanın da gönül titreteni olmadan esenliğe kavuşması mümkün değildir. Bundan dolayıdır ki, sen benim gerçek dilrubamsın.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Güzel ve hoş duygular anlatılmış. Yüreğinize sağlık. Selamlar...
Aşk-meşk durumları.Sen evli değil misin yahu?Kim bilir ne dolaplar çeviriyorsun.
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta