Sevgi bağından kovulmuş gibi,
Mahzun bakma öyle yanık bağrıma,
Kanadı kırılmış yavru kuş gibi,
Çırpınma bebeğim,gel kucağıma.
Sevgi kundağından çözmüşler seni,
Bir gün,
Bir çadır kurup Anadolu’ya,
Yurt edinmişim.
Ve güzelleştirmek için yurdumu,
Uğraşmışım, didinmişim.
Kızımın her gününe bir çam,
Hep o rüzgar, hep o rüzgar
Estikçe seni özlerim.
Yollarımı hatıralar
Kestikçe seni özlerim...
Bir yangın ki; damar damar
Yurdumdan güneye seher rüzgarı,
Götür O Resul’e selamım benim.
Gitmez hayalimden o dost diyarı,
Acizdir vasfından kelamım benim.
Bu hasret bu sevgi kül etti beni,
Bir rüzgar esintisinde ,
İnce yağarken yağmur
Aksamın karanlığı sarar beni
Okşarcasına alıp götürür, taa derinlere.
Kayboldum karanlığın içinde
Deli eder bu rüzgar insanı;
Romantik eder,
Sarhoş eder.
Okşar saçlarını,
Âşık eder.
Hele bir de sezebilirsen denizi;
Bülbül sesi var bağda,gelen yaz mı güzel?
Hep ağlatıyorsun,bu acep naz mı güzel?
Hâlâ bana dargın bakıyorsun diyerek,
El pençe divan durduğumuz az mı güzel?
Yağmurlu ve upuzun bir yolu ,
Düşe kalka yürümeye çalıştım...
Yürüyorum Uzun ince bir yolda...
Yağmurlu ve upuzun bir yolda...
Hiç durmaksızın yürüyorum...
Dün gece gökyüzünü şöyle bir seyre daldım,
Hayaller aldı gitti, Tuna’da abdest aldım.
Nerede hani şimdi Tuna’ya kanını katan?
Yarın hakkını arar kefensiz yerde yatan.
En sevdiğim ağaç söğüttür,
Bilirmisin?
Suya sevdalıdır söğüt.
Ve sevdiğine uzatır kollarını.
Eğilmek pahasına olsa bile.
Rüzgarlarda kopan her yaprağı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!