Dergizan ve Gebze Şiir Meclisi kurucusu, Eğitimci.
1967 Liz (Muş-Bulanık) doğumlu. Yazı, çizi hayatı ortaokul ve lise sıralarında başladı. Edebiyat öğretmenleri Kasım Çoban ve Nesim Alkan’ın destekleriyle alevlenen yüreğinin ilk alazı olarak kabul ettiği lise yıllarında bir arkdaşıyla birlikte çıkardığı 1 tirajlık “Ceylan” adlı tamamen el yazması bir dergi oldu.. Yıllar sonra çıkardığı Rayiha (27 sayı), Taşra Edebiyat (5 sayı), Tutku (23 sayı) ve İlmek ve Sakızağacı gibi dergiler bunun uzantısı olarak kabul ediyorsa da o ilk çalışmanın tadı ve lezzetini hiç birinde alamadığını vurguluyor.
Şiirlerini kendi imkanlarıyla çıkardığı dergilerle birlikte bir kaç küçük kitap halinde okuyucularıyla paylaştı. İlk eseri Aşkım Hüznümdür Rayiha Dergisi ile çıktı. Ardından Pulsuz Mektuplar diye denemelerini kitaplaştırdı ve bu da Taşra Edebiyat Dergisi ile çıkarak okuyucuya sunuldu. Çocuklara yönelik bir kaç şiirini topladığım Gül Dalı adlı şiir kitabını da öğretmenlik yaptığı okullardaki öğrencileriyle paylaştı. Şin Ayn Re adlı şiir kitabını Tutku Dergisi ile çıkardı. SAKIZAĞACI Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi ile yayıncılık serüveninde bir çok arkadaşının şiir, deneme, öykü kitaplarını da yayınladı..
Sırasıyla; Muş, Mardin, Erzurum, Kocaeli ve İstanbul’da 22 yıllık öğretmenlik hayatından sonra İzmit Belediyesi’nde 2 yıl Kültür ve Sosyal İşler Müdürü olarak çalıştı. Milli Eğitim kadroları arasında idarecilikten sonra halen öğretmen olarak iş hayatı devam etmekte.. Aynı zamanda aktif bir sivil toplumcu olan yazarımız, TEVEG ve LİZDER adında iki derneği kurdu. TEVEG başkanlığımın yanı sıra İLESAM (Türkiye İlim ve Sanat Eserleri Mensupları Birliği) Kocaeli Temsilciliği devam etmektedir.
Şiirleri ve edebi çalışmaları bir çok dergi , mahalli ve ulusal gazetelerde yayınlandı.
Eserleri
1. Aşkım Hüznümdür – Şiir (Rayiha)
2. Pulsuz Mektuplar – Deneme (Taşra Edebiyat)
3. Gül Dalı – Çocuk Şiirleri (Kendi Yayını)
4. Şin Ayn Re – Şiir (Tutku)
5. Mia – Şiir (Taşra Edebiyat)
6. Sakın Deneme – Deneme (Sakızağacı)
7. Aşk Yolu – Roman – Ahir Zaman Yayınları
8. Gece Ağıtları - Deneme - Artos Yayınları
9. Yazı ve Sanat Ülkesi - Seçki - Serencam Yayınları
Yayına Hazır Eserleri:
1. Kara Tren Hikayeleri – Hikaye
2. Masal Masal Oniki – Masal
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!