Hey şehri İstanbul;
Kutlu düşlerin anavatanı, Fatih ve fetihlerin ocağı şanlı şehir!
Bu gün sana ediplerin diliyle sesleneceğim. Bakalım kulakların ne kadar paslı, övgülere karnın tok mu nazlı İstanbul?
Sen doğunca, yuvamız şenlendi,
Açtı güller, bülbüller dillendi,
Annenle gözlerimiz nemlendi,
Bahtın açık olsun, aslan oğlum!
İsminle bir, müsemma ollasın,
İnsan nasıl sevmeli, sevdiğini?
Önce gözlerine bakmalı, kaybolmalı orda usul-usul.
Sokulmalı kucağına, uyumalı bebek gibi mışıl-mışıl
Çiçeklerle konuşur, gönül evimde aşiyan
Sevgi besleyip, sevgiyi gönüllere taşıyan
Gönül huzurunu, yanı başımda yaşayan,
O güzelin sevdasına yoldaş olmuşum ben.
Elimden tutar, güzel gözleri aşk ile konuşur,
Masumdur mutluluk düşüncesi…
İki yakası bir araya gelmeyen hayatlar,
Ucu bucağı olmayan ihtiyaçlara refakat eder.
Gözlerinin gördüğü ile gönülden geçenler arasına
Yardan düşer gözyaşların…
Aşk böyledir,
Kanatsız uçurur insanı…
Dünyayı dolaşsan da,
Tektir söylenen lisanı…
…
“Seni seviyorum”
Her gün bir şeyler değişir…
Yeni bir şarkı dinlersiniz; müzik zevkiniz,
Farklı bir yemek yersiniz; damak tadınız değişir.
Bir emanet aldım kızım sırtıma,
Anne olunca sende gör, anlarsın
Üzülsem de taş basarım bağrıma,
Anne olunca sende gör, anlarsın!
Sen üzülürsen bende üzülürüm,
Gözlerim seni sorunca yolculara,
Bir mendil gibi sallanırım, gidenin arkasından.
Bir kucaklama, bir ayrılık öpüşü olurum.
El değmemiş dudaklara,
Gün görmemiş kucaklara…
yüreğinize, kaleminize, aşkınıza....sağlık :)
...bence siz kendi hayallerinin kahramanı değilsiniz,
bir çok yüreğe dokunduğunuz için hayal de de değil
gerçek bir kahramansınız...(Pınar DİNÇ hanımefendinin yorumu)
Beğenerek okudum. Şiir yüreğin hiç susmasın. Teşekkürler...