Sarp kayalı dağlar aştım
Yollar usandırdı beni
Derdinden dillere düştüm
Kullar usandırdı beni
Dünyalar sırtıma bindi
UZAK DUR GARDAŞIM UZAK
Rehberi yalan olandan
Uzak dur gardaşım uzak
Yalandan yüze gülenden
Uzak dur gardaşım uzak
ŞEHR-İ ELBİSTAN
Altı şubat yarasını
Sarıyor Elbistan şehri
Çok şükür şimdi ayakta
Duruyor Elbistan şehri
SENDEN USANDIM
Doğar doğmaz geldim yar olur diye
Yürü yalan dünya senden usandım
Gelen gitmez sandım çok kalır diye
Yürü yalan dünya senden usandım
SILAYA DÖNEK EDE
Sağım solum gurbet oldu
Dönek sılaya sılaya
Dostluk desen berbat oldu
Dönek sılaya sılaya
Elbistan şehrinin büyük ovası
Kuraklığa mahkum oldu vekilim
Kim güdecek hani nerde davası
Görülmeden düne kaldı vekilim
Çiftçi mahsul olmasada ekiyor
SANIRSIN
Ben yürürüm sanırsın
Adım adım giderken
Zahire aldanırsın
Gerçeği terk ederken
On beş temmuz günü gece yarısı
Şanlı bir destanı yazdı bu millet
Yediden yetmişe,genci kocası
Bir hain planı bozdu bu millet
Salalar okundu çıktık sefere
Seçim bağdaş kurup oturdu başa
Hal hatır sormaya vakit kalmadı
Tereyağ döküldü toprağa taşa
Hazine boşaldı nakit kalmadı
Kimi tespih çekip reyin sayıyor
İğde'nin solmayan yedi vereni
Her bahar açardı Sefil Çimani
Buldumu sohbette yarı yarani
Neşeden uçardı Sefil Çimani
Bazan bulandı da bazan duruldu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!