Talan mevsiminde mi geldin sen dünyaya
Aklın ermez senin, kırıcı olmamaya
Buz dağının gözle görünen kısmında
Üşüyor, donuyor, çimenlerim hala
Benim dağlarımda buz değil bahar vardı
Yüce dağlar morarmış
Sümbüllerle donanmış
Acep bilmem ki rengin
Gözlerinden mi çalmış
Savrulurken yapraklar
Hayat güzel gözüküyor, ama
Güneş bu günde doğmadı, can
Zifiri kör bir karanlık
Tek başına dolan ha dolan
Dakikalar sanki yıl, geçmiyor
Sen gibi, zamanda anlamazmış insaftan
Sinemdeki yara,derin bir sızım.
Görmezden gelerek kapatamazsın.
Geçmez oldu günler, cevapsızım.
Böyle yokmuşum gibi davranamazsın.
Minnet bile etmem naçar kalmasam.
Demli bir çay tadı kalsın dilinde
Tek şeker yeter
Bir sevda muhabbeti eşliğinde
Sussa dudakların, inzivaya çekilse
Dökülse sözler gözlerinden hece hece
Sıcacık ısınsa kalbim sözlerinle
Yeryüzünde, ben diye bir şey yok diye
Alınmadım sözlerinin hiç birini üzerime
Dinledim dinledim, kahrettim sessizce
Çekildim yolundan, sen mutlu ol diye
Ben böyle değildim, vardım önceleri
Bir gün karşıma çıktı bir ganyancı amca
Paranın pulu önemi yok diyor
Yeter ki yarış atları gibi koş gel bana
Kaybetmezsek, bulduk mu
Başımıza püsküllü bela
Evliyim diyorum inanmıyor
Vakit geçmeden, gönül göçmeden
Hadi yiğidim, eğlenmene bak
Bir gün ararsın bu günlerini
Bak nasılda hızla geçiyor hayat
Bir daha mı geleceksin dünyaya
Ben erken geldim sana
Sen geç kaldın bana
Sen başkasındaymışın o aralar
Kapı duvar kala kaldım ortada
Sen geldiğinde bana
Hazır mıydın, aynı acıyı yaşamaya
Çat kapı giderdik komşulara
Sanki kendi evimize gider gibi
Doluşurduk, ocağın başına
Sanki kırk yıllık açmışız gibi
Çay demlenip, komşuya seslenilirdi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!