Kimdi bizi lanetleyip, bombalarını yağdıran?
Kimdi bizi unutup varlığımızı hiçe pazarlayan?
Ölümü hiç bilmedik ve anlamadık ki!
Ölümün kimi ne zaman nerede nasıl bulacağı belli olmuyor. Kanamalı bir hastayı hastaneye yetiştirirken kaza yapan ambulansta veya muhteşem bir düğün dönüşü gelin arabasını biçen kamyonun altında.
Sokakta yürürken kaldırıma çıkan araba! Uyurken yakalayan deprem, sel, yangın… Gece işten eve yorgun dönerken bir psikopatın bıçak ucunda ya da bir köşe başının tenhalığında serseri bir kurşun…
Bir tren garında, otobüs durağında, kafeteryada, bir rögar kapağında… Burası boy vermiyor derinliğinden bana bir şey olmaz yüksekliğinde.
Maç sırasında çıkan bir tartışmada, çatıdan düşen bir kiremitten veya bir karakol baskınında… Patlayan bir el bombasında… Atılan / sıkılan hain bir kurşunda!
Dünya kana bulanmakta ve her gün kendi kanıyla boğulmakta. Oysa kocaman ve derin yaşamak vardı. Sahi nasıl yaşanır bunca puştluk makamında?
Tarihin tozlu raflarından tozu üstünde geliyor ve okurken nasıl da acıtıyor. Savaş sadece acı öyküler bırakmıyor ardında. Dil susuyor şimdi hikaye/si konuşuyor duymuyor musunuz Cemal'i, Mustafa’yı Adnan'ı?
Kayıt Tarihi : 12.10.2022 23:21:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Yasemin Elbek, maalesef öyle haber seyretmek sosyal sayfalarda denk gelmek insan denilen olgunun bunları nasıl kendine yonttuğunu nasıl da sudan sebeplere katil olduğunu ve ille de kötü olan tarafı seçtiğini görmek, şahit olmak akıl almaz bir durum. Bence toplumun toplu bir sakinliğe ihtiyacı var. Teşekkür ederim geceniz güzel olsun.. Sağlıkla, huzurla..
TÜM YORUMLAR (2)