Derinden gelen bu uğultu duyuluyor mu?
Bu ne yağmurun masalıdır
ne rüzgârın avuntusu.
Bu, proleteryanın boğazında biriken
ve artık konuşmak zorunda kalan tarihtir.
Bu ses,
nasırlı ellerin çeliğe kazıdığı emirdir.
Bu, mülkiyet denilen
o küflenmiş, çürük yalanın
son nefesidir.
Siz ki;
güneşi parselleyip gölgeyi bize sattınız,
toprağı kana bulayıp ekmeği zehre kattınız.
Tarlayı yağmalayıp sofrayı mühürlediniz,
emeği artı-değer,
insanı istatistik yaptınız.
Saraylarınızın harcı
iskeletimizden sökülen kireçtir.
Ama bilin:
o görkemli kuleleriniz
bizim bastığımız zemin kadar bile sağlam değildir.
Bakın ey efendiler!
Ey borsa tellalları,
ey sahte tanrılar,
ey asalak sınıf!
Altın kadehlerinizde çalkalanan
şarap değildir:
madende sönen fenerlerin,
fabrikada çürütülen ömürlerin özüdür.
Tarih,
sizin yaldızlı yalanlarınızı yazmayacak.
Tarih,
bizim balyoz seslerimizi yasa yapacak.
Biz;
çarkların dişlisinde öğütülenleriz.
Adı rakam, değeri sıfır yapılanlarız.
Toprağı emziren
ama sofrada aç bırakılanlarız.
“Ben” denilen burjuva yalanını
yerle bir edip
“Biz”de birleşen
proleteryayız.
Sizin mülkünüz hudutludur.
Bizim öfkemiz sınıfsaldır.
Sizin iktidarınız gasptır.
Bizim yürüyüşümüz zorunludur.
Dinleyin:
Ne tanrıdan lütuf dilenir,
ne zalimden merhamet beklenir.
Hak dediğin,
zorbadan sökülerek alınır.
Bu dünya dönecek,
ama sizin kâr hırsınızla değil.
Bu dünya,
insanın insana kul olmadığı
sosyalist şafağın
örgütlü teriyle dönecek.
Yıkılsın bu köhne pazar!
Kurulsun ortak sofra!
Emeğin teri,
sermayenin boğazına dayanan
en keskin kılıçtır.
Yarın bizimdir.
Çünkü biz üretiyoruz.
Çünkü biz çoğuz.
Çünkü biz örgütleniyoruz.
Ve tarih,
tereddütsüz biçimde
proleteryanın tarafındadır.
Kayıt Tarihi : 3.1.2026 12:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!