Beş yaşında idim. Rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu.
Bir tane yere düştü.
Babaannem eğildi aramaya başladı.
Sağa bakıyor sola bakıyor bulmaya çalışıyordu.
Çocukluk iste
-Aman babaanne dedim.
... - Bir pirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya yorulmaya değer mi?
Bir ayak sesi duymayayım
Kapıya koşuyorum
Gelen sen misin diye
Bir siyah saç görmeyeyim
Yüreğim burkuluyor
Ağlamaklı oluyorum
Devamını Oku
Kapıya koşuyorum
Gelen sen misin diye
Bir siyah saç görmeyeyim
Yüreğim burkuluyor
Ağlamaklı oluyorum
ders gibiydi,,tebriklerimle
çocukluğumuzda herşeyin bir kıymeti vardı.. çünki alım gücümüz yoktu.. alınan her şey üleşilir, pay edilirdi... kuruyemişler bardakla, muz ve cevizler tane ile paylaştırılırdı annemiz tarafından.. bir tek pirinç tanesi bırakılmazdı tabakta sonra o tanelerin her biri köpek olur rüyamızda bizi kovalardı ..)) öyle derdi annemiz.. niye, israf olmasın, boşa gitmesin diye.. herşey çok zor elde edilirdi eskilerde.. çok şükür kıtlık ve karne ile alma zamanlarını görmedik ama onun getirdiği tutumlulukla büyüdük.. sanırım şimdi de çocuklarımızda o günlerin acısını çıkarıyor gibiyiz.. hep bol bol gözlerini doyuruyoruz.. doyumsuz ve memnuniyetsiz çocuklar yarattık malesef.. ele alıp işlediğiniz güzel bir konu idi.. başarılı bir yazı çıkmış, elinize sağlık, kutluyorum..
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta