Hafifçe değip geçti bir
Kırlangıç uçuşu gözkapağıma
Eldivenli bir el bu
Anıların arkasına giriyor kalan
Bir bakış
ya da bir yüz buruşturması
al heybeni
ört yüzünü
ve git
gece altında
beyazlar yol
vakit geç
Yitirdim bana verilmiş olan gizi
Bilmiyorum artık ne yapacağım
Bir zaman bunun böyle gideceğine inandım
Ama artık öyle değil işte
Koşmak isteyen ama ayakları olmayan bir adam bu
Giysilerini yol boyunca fora ederken hava çok sıcaktı.
Çalılıklara asılı bırakıyordu hepsini. Kente iyice yaklaşmıştı
çıplak kaldığında. Yüzünü büyük bir utanç kapladı ve önledi kente
girmesini.Çıplaktı ve bu bütün bakışları üzerine çekecekti.
Kentin çevresinden dolaştı bunun üzerine ve tam karşı
kapıdan girdi. Şimdi ilk kapıyı geçerek kendini gizlemekte olan
Nasıl da uyarlıyor kendini
Yatak çarşaflarından ödü kopuyor
Çarşaflar çarşaflar gök mavisi
Yastıklar desen sisten buluttan
İnancını örtünmek istiyor olmuyor
Kusur işlemeyim diye içi gidiyor
Sonunda ayaktayım işte
Şuradan geçmiştim ben
Şimdi de bir başkası geçiyor o yerden
Tıpkı benim gibi
Nereye gittiğini bilmeden
Başını eğmiş
Kıvırmış kirpiklerini
Ağzı dilsiz
Lambalar yanmış
Bir işim var
Unutulan
Bastonu pat diye yere düşüyor ve kaldırıma çıkıyor
yeniden.
Sağ bacak üçgenin kenarından ayrılıyor ve yaşı
sırtını sıvazlıyor.
Zamanını kızların oyunlarını bozmakla geçiriyor.
Kavşakta bayılıp düşüyor ve bir araba götürüyor onu.
Çan bomboş
Dil yok kuşlarda
Her şeyin uyuduğu yuvada
Saat dokuz
Kıpırtı yok toprakta
Anlatsınlar bize o hikâyeyi
Onun başına geleni söylesinler
Ondan başka kimse konuşmasın artık
Gülüyor
Sokak karanlık
Gece yavaş yavaş bastırıyor
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!