Pervasızım,
çünkü rüzgârın yönünü sormadım kimseye.
Bir kapıdan çıktım, ardıma bakmadan,
eşiklerde bırakılmış korkuları çiğneyerek.
Adımlarımın altında cam kırıkları var,
acıdan yapılmış, sabırsız.
Ama yürüdüm.
Çünkü durmak, bazen ölümü beklemek gibidir
ve ben beklemeyi hiç sevmedim.
Pervasızım,
çünkü suskunluğun terbiyesine inanmadım.
Bana “sus” dediler,
ben kelimeleri çoğalttım.
Bana “unut” dediler,
hafızamı bileyledim,
bir bıçak gibi
zamana karşı.
Yandım.
Bunu saklamadım.
Külümle konuştum geceleri,
ateşten öğrendim sabrı değil
direnmeyi.
Bir yanlışın içinden
doğru gibi çıktım bazen,
bazen de doğruların ortasında
en büyük yanlışa dönüştüm.
İnsan dediğin
bir çelişkiler toplamı değil mi zaten?
Pervasızım,
çünkü sevdim.
Hesapsız, kefilsiz,
yarını ipotek etmeden.
Sevmenin bile ölçüldüğü bir çağda
ben taşırdım sevgiyi,
taşar gibi,
sel olur gibi.
Bir omuz verdim düşene,
karşılığını sormadan.
Bir söz söyledim zalime,
bedelini bilerek.
Bazen yalnız kaldım,
ama kendime kalmadım hiç.
Kırıldım,
ama eğilmedim.
Eğilmekle kırılmak arasındaki farkı
çok erken öğrendim.
Adımı bilmeyenler oldu,
sözümü tanıyanlar yetti bana.
Bir yüzüm yoktu aynalarda,
ama bir duruşum vardı
hayatın tam karşısında.
Ve şimdi,
bu şiirin sonuna doğru
adımı da bırakıyorum buraya.
Bir imza gibi değil,
bir yük gibi,
bir sorumluluk gibi.
Çünkü ben
ne pervasızlığı inkâr ederim
ne de sözümden kaçarım.
Bu ses,
bu isyan,
bu yürüyüş
Kul Ortak’ın yürüyüşüdür.
KUL ORTAK
Baki OrtakKayıt Tarihi : 31.12.2025 15:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!