Aynı meydanda,
Aynı mermer sütunun gölgesinde durduk seninle.
Sen gökyüzünün hür kanatlarında yitirdin gözlerini,
Ben kıyıya vuran dalgaların sahilde bıraktığı o ıslak izde…
Sahi, hangimizin avucundaydı mutlak gerçek?
Yukarıdan bakınca bir noktaya dönüşen insan,
Kendi içinde bir kâinat değil miydi oysa?
Ufkumuzun gergin ipine zaman
Hünerli bir ressam gibi dokuyor renklerini.
Yaklaştıkça büyüyen o devasa acılar,
Uzaklaştıkça soluyor tarihin loş koridorlarında.
Bir dağın mağrur heybeti,
Eteklerinde ezilen taşa bir sitemdir belki;
Ama ötelerden bakan bir çift göze,
Yeryüzünün göğsünde küçük bir kıvrımdır sadece.
Göz kapaklarının ardındaki o dar ve karanlık oda,
Ruhun penceresini açınca genişler mi dünyaya?
Sen güneşin vedasını izlersin hüzünle,
Ben başka bir iklimde sabaha açılan uyanışı selamlarım.
Bakış dediğin, kalbin sır sızdıran aynadaki aksidir;
Kırılınca çoğalır sırrımız,
Eğrilince yerinden oynar bütün dünya.
Ve nihayet gerçek dediğimiz o muamma,
Belki de durduğumuz yerin renginden ibarettir
Ya da baktığımız pencerenin ışığından.
Dr. Osman Akçay (Seğmenoğlu)
Kayıt Tarihi : 23.06.2026 14:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)