Patlak Hasan'ın Değirmen
Bütün bölgenin ihtiyacını karşılayan su ile çalışan buğday mısır öğüten tek değirmen idi Patlak Hasan'ın değirmeni. Çocukluğum bazen Dedem bazen amcam bazende annem babam ile o değirmene Eşşek sırtında veya öküz arabası ile buğday öğütmeye gidip gelmekle geçmişti. Patlak Hasan'ın değirmenine kaç kere gidip geldiğimin sayısını bile bilmiyorum...
Patlak Hasan gözleri yuvalarından dışarıya çıkmış gibi iri gözlü iri cüsseli dev gibi bir adamdı. Değirmene ne zaman gitsem ondan hep korkmuş ve ürkmüşümdür. Sırf ben değil benim yaşımdaki hatta benden daha büyük yaştaki insanlar patlak Hasan'ın bu heybetli halinden korktuklarını söylüyorlardı.
O zamanlar herşey insan ve hayvan gücüyle. Makine hiç kimsede yok. Bir çift öküzün varsa zenginsin.
Ekinleri yani buğday ve arpaları biçmek için harman etmek için saplarından ayırmak için günlerce haftalarca uğraşıyor çalışıyorduk. Öküzler ile düğen dediğımiz aletle buğday sapları üzerinde saatlerce dönüyorduk. Aksama eve girdiğimizde yorgunluktan kımıldayacak halimiz kalmıyordu...
O yaz harmandan daha yeni kalkmıştık. Buğdayları daha öğütmemiş yani un haline getirmek için değirmene gitmemistik. Babam birgün,
----Oğlum artık bayağı büyüdün. Yakında askere gideceksin. Bu sene değirmene buğdayları öğütmeye sen götür. Yolu değirmeni biliyorsun. Bizler artık yaşlandık yorgunuz. Ne dersin becerebilirmisin bu işi....
Tabiki babama hayır diyemezdim. Patlak Hasan dan korkuyorum diyemezdim. Neticede gideceğim yer yayan bir kaç saatlik ötedeki komşu köy idi. İşin en zor yanı değirmende çok sıra var ise mecburen sıramızı bekleyecek olmamız ve o köyde birkaç gün kalacak olmamızdı...
Eşşeğe yüklediğimiz kıl çuvallara doldurduğumuz buğday ile yorucu bir yolculuktan sonra patlak Hasan'ın değirmenine varabildim. Beklediğim tahmin ettiğim ve korktuğum gibi değirmen oldukça kalabalıktı. Çuvalları indirdikten sonra karşıma Patlak Hasan çıkacak diye korka korka değirmenin kapısını araladım. Aman Allahım düşmü görüyordum yanlış adresemi gelmiştim. Patlak Hasan'ın yerinde dünya güzeli bir kız vardı. Patlak Hasan görünürde yoktu. Ne diyeceğimi şaşırdım. Kız benim şaşkınlığımı anlamış olmalı ki,
----Buyrun buğday mı getirmiştiniz. Ben patlak Hasan'ın kızı Hacer....
Belli belirsiz bir kaç kem küm ettikten sonra,
----Evet buğday getirmiştim. Ama bakıyorum isleriniz çok yoğun. Hasan abi yokmuydu?
Diyebildim.Kız elinin tersiyle yüzündeki terleri sildikten ve baş örtüsünü düzelttikten sonra,
----Babam hasta şehre gitti ne zaman döneceği belli değil. Ben yapabildiğim becerebildiğim kadarıyla isleri yürütmeye köylüleri mağdur etmemeye çalışıyorum. Bu çok zor bir iş ve bana göre değil. Birinin hatta birkaç kişinin bana yardımcı olması lazım. Ancak işler o zaman biraz daha hızlı ilerleyebilir...
Kızın güzelliği aklımı başımdan almıştı. Nasıl cesaret edipte söyledim bilmiyorum ama hemen ,
--- Ben sana yardım ederim. Nasıl olsa görünüşe göre birkaç gün burada sıramı beklemek zorundayım.Boş boş aylak duracağıma hiç olmazsa bir işe yarayayım.
Dedim. Kız gülümsedi memnuniyetle kabul etti...Ve sonrasını biliyorsun köylüm...Sonrası kırk sekiz yıllık evlilik ve dört çocuk on torun...
---- Dur hele köylüm dur hele. Sonrasını pek bilmiyorum. Esas konuları es pas geçtin. Hacer'i nasıl tavladın. Patlak Hasan'ı nasıl ikna ettin. Oraları atladın..
Gülümsedi.
----Sen benim çocukluk arkadaşım köylümsün. Sorma bana o zor soruyu. Bunu bana ilk soranda sen değilsin. Bu Hacer le benim aramda bir sır.Sadece şunu bil yeter.Patlak Hasan pardon kayınbabam öyle korkulacak biri değilmiş. O karıncayı dahi incitmekten korkan yufka yürekli sulu gözlü biriydi.Biriydi diyorum rahmetl oldu.Hacer ile evlenmeme en büyük kolaylığı o gösterdi. Bütün düğün masraflarını o karşıladı...Mekanı cennet olsun inşallah. Boş ver sen Hacer'i patlak Hasan'ı...Ama köyü boş verme...Ara sıra değil gel yerleş artık köyüne.
Burada stres yok. Karmaşa yok. Trafik yok. Ben hastası yok. Hırsız arsız cinayetler yok. Burada sessizlik ve kuşların serenat konserleri var. Bol bol seninle kuşların konserlerini bedeva dinleriz.
Köylüm Ömer ustaca konuyu değiştirmişti. Yapacak fazlaca birşey yoktu. Israr etmek gereksizdi. Tahminime göre herşey patlak Hasan'ın değirmeninde o üç beş gün içinde olup bitmişti. Helalleşip yanından uzaklaşırken Ömer arkamdan hala söyleniyordu
----Dediklerimi dikkate al ve unutma. Böyle saatlik günlük gelmekle olmaz köylüm olmaz. Ķöye hasretini sevgini biliyorum. Ata topraklarına sahip çık. Şehrin stresinden karmaşasından kaç kurtar kendini...Bekliyorum seni bu güzellikleri tekrar eskisi gibi beraber paylaşmak yaşamak için seni köye bekliyorum....
Şahin Ertürk/ Kütahya
Şahin ErtürkKayıt Tarihi : 27.2.2025 11:27:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!