Paşa Çeten Usta ( Umut, Dostluk ve Samim ...

Durdu Şahin
994

ŞİİR


5

TAKİPÇİ

Paşa Çeten Usta ( Umut, Dostluk ve Samimi Hisler Şairi)

Çorum’un tanınmış şairlerinden merhum Paşa Çeten usta, 01.01.1946 Çorum Ahilyas köyü doğumludur.

Noter kâtipliği ve başkâtiplik göreviyle çalışmışlığı vardır.

Bir süre Silifke’de bahçe işleriyle ilgilendi.

23 yıldan fazla bir süre şiir yazmıştır.

Okurlar ulaşan bir adet şiir türünde eser yazmıştır.

Şiiri, vaktinin çoğunluğunu kendisiyle değerlendiği ziyadesiyle kıymetli bir meşgale bilirdi.

Şiire ve kadirbilir şairlere saygısı, sevgisi en samimi ve ciddi düzeydeydi. Merhum usta adeta şiirden başka bir şey düşünmez, şiirle akşamlar, şiirle sabahlardı.

Sadece bir şiir kitabı yazması bile, O’nun şiirdeki seçiciliğine en güzel örnekti denilebilir.

Şiirlerinde kendine özgü bir tarzı vardı.

Şiirleri okudukça anlaşılan, anlaşıldıkça sevilen, beğenilen şiirlerdi.

Bendeniz vesilesiyle Çorum’un tanınmış şair ve yazarlarından Kenan Yaşar ve Metin Demirci ustalarla tanıştıktan sonra, Kenan Yaşar ustanın sahipliğinde Çor’umdan Türkiye çapında okurlarına ulaştırılan Aşkın E Hali isimli kaliteli dergide de şiirler yazdı. Bilahare Derginin yönetiminde de görevlendirildi ve faydalı çalışmalarıyla okurlarını sevindirdi.

Paşa Çeten Ustayla Tanışmamız

Paşa Çeten usta ile tanışmamız 1990 yılı yazına rastlıyordu sanırım. Şiiri, sanatı en hakiki mânada önemli gören, her bulunduğu yerde şiir konuşan, şiiri konuşan, gözlüğünün üzerinden ta gözünüzün içine içine bakarak yeni yazdığı şiirleri seslendiren, konuştuğu kişinin ismine “cuğum”ekini ekleyerek “Veliciğim”, “Aliciğim” şeklinde bütün samimiyetiyle konuşan bu kaliteli, usta şair gazetelerden, dergilerden şiirlerini, yazılarını okuduğu bendeniz ile görüşmek, tanışmak, şiir sohbetinde bulunmak niyetiyle köyüme uğramıştı.

O gün ben de takdir hislerimle karşılamıştım, benim gibi bir şiir heveslisi biri ile tanışmaya, konuşmaya, politikadan, geçim derdinden, sen ben kavgasından uzak bir iklimde şiir sohbeti vesilesiyle köyüme ulaşan bu hisli, hasbi, kalender, kibar, itinalı, samimi, efendi ve edepli insanı, daha doğrusu şairi…

Elbette değerli bilirdim, saygıyla karşılardım, kendisinden daha usta, daha üstün şair sayamayacağımız birini dinlemek, onunla tanışmak niyetiyle onca yolu aşıp ona ulaşan bu şiir aşığını.

Şirin ve Sanatın Vadilerinde Samimi Turlar

Önce mütevazı bir sofrada açlığımızı gidermiş, sonra da zevkle yudumladığımız demli çayların daha da koyulaştırdığı güzel bir sanat, edebiyat ve şiir sohbetine iştirak eylemiştik. Konuştukça konuşuyor, sohbeti derinleştiriyor, sanatın ve şiirin vadilerinde samimi turlarla dostluğumuzu kuvvetlendiriyor, kendimizce şiirin meselelerini çözüme kavuşturuyorduk.

Şiir, usta işi şiir, milli şiir, şairlerin meseleleri, şiir şölenleri vb. konularda faydalanmak niyetiyle bendenizle ulaşan bu yağız, yaratılıştan kibar ve terbiyeli şairden daha çok ben faydalanıyordum. Sıradan gibi başlayıp gözümün içine baka baka ve sanki dünyanın en güzel şiirini okuyormuş gibi inanmış bir insan kimliği ile ve bütün vücuduyla yaşayarak okuduğu şiirlerin sonunda mutlaka o şiirin hikâyesini de dillendiriyordu bütün samimiyetiyle.

“Durducuğum adresini abinden öğrendim. Uzun zamandır şiirlerini okuduğum, gazete ve dergilerde ismine sıkça rastladığım şu şair-yazarla bir tanışayım dedim. Ne de güzel düşünmüşüm. ” diyordu.

Diyordu demesine lakin onunla şiir ve şairlerle ilgili onca önemli meseleleri konuşmanın, ondaki şairlikle birlikte örnek insanlığını da tanımanın memnuniyetini ben tadıyor,”Ne güzel insan. Hırstan, kibirden arınmış, efendilik ve ahlak ile kuvvetlenmiş. Kendinden şunca yaş ufak üstelik de şiirde daha çıraklık devresinde sayabileceğimiz birisinin sıradan cümlelerine ve bildik tespitlerine gönlünün cümle güzelliklerini sunuyor, söylenenleri bütün samimiyetiyle dinliyor” diyor, sesli bir şekilde “Ne iyi düşündün de buyurdun Paşa Ağabey. Bizim yazma arzumuzu daha bir kuvvetlendirdin, İnşallah bir şekilde yine karşılaşırız, müsait zamanlarda bendeniz de Çorum’a sizlere uğrarım” diye ekliyordum.

Zamanla Kuvvetlenen Dostluk Köprüsü

Hakikaten de bu görüşmemizden sonra defalarca karşılaştık. Saygıdeğer şair usta bir daha köyüme uğrayamadı lakin bendeniz Çorum’a her uğradığımda kendisiyle de buluştum. Şiir, sanat, kültür ve edebiyat konularında kaliteli ve faydalı sohbetlerle bilgimizi, anlayışımızı, yazma şevkimizi mümkün mertebe kuvvetlendirdik. Adeta her seferinde daha bir bilendik. O hep beni dinlemeyi arzu eyliyor lakin bendeniz her defasında bu samimi, gayretli, şiiri yürekten seven, şiirden başka bir şey düşünmediğine bizleri inandıran bu mütevazı ve gülümsemeyi çok iyi bilen insanı bilerek ve zevkle dinliyordum. Çorum caddelerindeki yürüyüşlerimizde birbirimize şiirler okuyor, usta şairlerin şiirle ilgili görüşlerini anlamaya çalışıyor, ileriye yönelik hedeflerimizi belirliyorduk. Evinde, efendiliği ve inancı kadar güzel çaylarından yudumluyor, kitaplığındaki kitapları inceliyorduk.

Yazdığı emek, samimiyet, sevinç, hasret ve umut mahsulü şiirlerini okudu, okudum, okuttu, dinledik, tenkit eyledik, konuştuk, her sohbetten sonra daha da netleşen, kökü karşılıklı saygıya dayalı demirden daha dayanıklı bir dostluk köprüsü kurduk.

Neler konuşmadık ki bu sohbetlerde… Ezeli karasevdası şiirden, şiirimizden, sosyal yaşantıdan, dost ve arkadaş çevresinden konuştuk. Çorum’un o yıllardaki edebiyat ve sanattan uzak halinden, okuduğu ve okuduğumuz şiir, kültür ve edebî dergilerin muhtevasından konuştuk. İnsanların özellikle de bazı yazarların, şairlerin vefasızlığından, kendini beğenmişliğinden vs. konuştuk.

Bütün görüşmelerimizi konuşmalarımızı, sohbetlerimizin neticesini özetlemek gerekirse Paşa Çeten usta ile ilgili şunları söylemek mümkündür:

Sözüne Gönlünün Sıcaklığını Katmayı Bilen İnsandı

Paşa Çeten usta örneğine fazla rastlayamadığımız celebi, kalender meşrep, muhatabını dinlemesini bilen, sözüne, sohbetine içtenliğini ve gönlünün sıcaklığını katmayı bilen, çok fazla arayıp sormasa bile karşılaştığında yüzündeki sevincini gözlemleyebildiğimiz, sen-ben, dedim-dedi gevezeliği ve boş laflarla kıymetli zamanı heba eylemeyen, kaliteli, inançlı, ahlaklı, adam gibi adam birini bulduğunda ondan faydalanan ve onun faydalanacağı seçkin bir insandı.

Kadere İnancı Çok Kuvvetliydi.

Kendini ilgilendiren meselelerden çok fazla şikâyetçi değildi. Kader-i ilahiye inancı çok kuvvetliydi. Allah’a her hakiki mümin gibi inanır ve bu inancının gereklerini uygulamaya çalışırdı. Muhatabına iyice yaklaşarak ve gözünün içine bakarak yüreği ile yürekli bir şekilde konuşur, gözlüğünün üstünden ışıklı gözlerle süzdüğü kişiye her daim kibar bir üslupla hislerini, konuyla ilgili düşündüklerini dillendirirdi. Merhum en hakiki şekliyle bir gönül adamıydı.

Şiiri, sanatı, edebiyatı bütün benliğiyle saygıdeğer görüyordu. Şiir yazmak, şiir okumak adeta onun asli vazifesiydi. Ne ekmek, ne aş, ne para, ne sağlık, ne varlık, ne yokluk hiç bir şey umurunda değildi. O şiirin karasevdalısıydı. O kadar sevdalısıydı ki ameliyata gitmeden ve doktorun narkozunu vermesinden önce hemen oracıkta kendisine uğradığını söylediği ilham perisinin dediklerini eline yazıyor, daha sonra kendine geldiğinde onca ziyaretçisine rağmen o şiiri neticelendirmeye çalışıyordu.

Şiirlerinde Ağdalı Bir Dil Vardı.

Kimi zaman uzun ve birkaç kere okununca anlaşılan, kimi zaman da kısa lakin kendine özgü buluşlarla zenginleştirdiği şiirler yazıyor, mısralar diziyordu. Şiirlerinde ağdalı dili vardı. Çoğunlukla şekil endişesi gütmüyor, daha ziyade serbest tarzda yazıyordu. Felsefi söyleyişleri andıran, metafizik ürpertilere sahip, yürekten söylendiği hemen okununca veya dinlenince anlaşılan şiirlerdi, okuyucuya sundukları. Kafiyeyi önemsiz görmemekle birlikte kafiyesiz, redifsiz veya çok seyrek kafiyeli söyleyişlerle şiir tadına ulaşmaya çalışan Paşa Çeten usta; kendini tanımlamaya çalıştığı bir yazısında, ödül gayesiyle şiir yazmadığını söyleyerek şiire yönelmesindeki samimiyeti bütün anlaşılırlığı ile gösteriyor, sevgiyi, bilgiyi, adaleti, erdemi, dostluğu, samimiyeti, hasbilik ve ideal sahipliğini, barışı, insanlığı şüphesiz önemsiyordu.

Gizemli Bir Kişiliğe Sahipti

“Hayatı hakkında bildiklerimiz söyledikleriyle sınırlıydı.” diyebileceğimiz usta şair, gizemli bir kişiliğe sahipti. Şiirlerinde de bu gizemi görmek mümkündü. Şiir kitabının ismi bile onun bu gizemli tarafını gösteriyordu adeta.

Çeşitli hastalıklar, sıkıntılar yaşamasına rağmen kendi özel meseleleri ile özellikle gündemi meşgul eylemeyen şairimiz; kendinden başkasını tanıyıp bilmeyen , “taşradaki şair ve yazarlara gazete ve dergilerinde yazma şansı sunmuyorlar” dediği kişilere “şiir adına ihanet eyleyen fertler” diyordu,

Şiirlerinin İsimlerini Ziyadesiyle Önemsiyordu

Şiirlerinin çoğu orijinal isimlerle şiir sevenleri karşılıyordu. Belli ki Paşa Çeten usta şiirlerin isimlerini de muhteva veya edebî söyleyişi gibi ziyadesiyle önemsiyordu. Şiirlerini ezberlemek zor, lakin isimlerini aklımızda tutmak zor değildi.

Daha Çok Yüreğe Seslenen Kelime Ve Tamlamalarla Yazıyordu

Tevhid, özgürlük, inanç, aşk, çile, çiçek, güneş, ömür, yürek, anne, bahar, sevda, hasret, nur, gönül, renk, gece, sükût, dağlar, denizler, ırmaklar, sevgi, sabır, sabah, ceylan vb. mânalı, çağrışım zengini, her insanda farklı farklı güzelliklere sebep, daha ziyade yüreğe seslenen ve yürekte yeşeren kelimelerle şiirlerini itina ile örüyor; “hakkın sesi, kara geceler, kahkaha zinciri, madde avcısı, çiçeklenmiş ter, Şafaktan önce kalkmış kader, hileli terazi, göklerin kıyıları, renklerin kıblesi, gökyüzünün derinliği, göklerin burcu, mavi denizler, iklimlerin en güzeli, şahadetin mihrabı, dağların gamzesi, renklerin kıblesinde, sihirli âlemin büyüsü, sükûtun söylediği sözler, şelale saçlı yapraklar, çilelerin sesiz dili, zulme perçinli hayat, ağarmış yaprakların gençliği, sükûttan evler, vuslatın mihrabında hayat çiçekleri, rüzgârların önünde koşan hasret, merhameti yılanın vicdanı, eskimez yeniye yerleşiyor fecir” gibi orijinal söz öbekleriyle şiirinin güzelliğini daha çok erbabının anlayışına bırakıyordu.

Bir Bizim Ezgimiz Dolanır Gökyüzünü

O’na göre: “Şifreyi çözüyor yepyeni bir nehir”, “her kışın sonunda ilkbahar varmış”, “dallardan akan nehirler besliyor benliğini “, “yeryüzünün sevgisi nebiyle süslenir “, “bir bizim ezgimiz dolanır gökyüzünü”, “göğün burçlarından inmeyen bayrak sensin “, “ömür sona erince başka âlemden seslenir”, “ dallar birleşir ulu kökte “, “ umut, dokunduğu baharın ortasında”, “eskimez yeniye yerleşiyor fecir”, “ sır kendini hakka adıyor”.

Yüreklere İliklenen Bazı Mısraları

Aşağıda sadece bir kısmını okuyucunun yüreğine iliklediğimiz mısralarda ise şiir ülkesinin ileri noktalarına doğru vakarlı ve bir o kadar da saygı ve sevgiyle yürüdüğünün belgelerini sunmuş paşa Çeten usta.

İşte yüreklere iliklenen bazı mısraları:

“Şahadetin mihrabısın / Peygamberin yüreği”.

“Yer yok nefrete buralarda / Eskimek bile güzel gönül evinde”

“Tebessümde coşuyorum, tebessümde yüzüyorum / Koşuyorum tutamıyorum kendimi kendimden”.

“Bir sabah omuzlarımızda güneş/Sıra dağlar gibi yürürüz/Uykumuz yellere, korkumuz sellere”

Netice

Çorumlu merhum Paşa Çeten usta ile 1990 yılında tanışmış, konuşmuş, dost kimliği ile görüşmelerimizi türlü güzelliklerle kıymetlendirmiştik.

Merhum usta şairin Rahmet-i Rahman’a kavuşma haberini 2 Nisan 2007 tarihinde değerli dostu, dostumuz, kaliteli, kadirbilir şair, yazar Kenan Yaşar ustadan öğrenmiştik.

Güzel insandı, güzel insanların ebedi yaşayacağı güzellikler âlemine hicret eyledi. Tanıyıp bilenlerin cümlesinin duaları şimdi O’nunla.

Allah ahret yurdunu cennet eylesin.

Âmin…

Durdu Şahin
Kayıt Tarihi : 15.10.2021 14:59:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Durdu Şahin