Yaşamın parçalanmış birer kaplumbağa olduğunu, nasıl da unuttu insanoğlu. Ben, yaşamı bir anımsama süreci olarak algılama yaşımı çoktan yitirdim. Sordukları zaman bana işimi, ailemin maddi durumunu nasıl da üfleyerek gülümsüyorum yüzlerine. Bir yalan vardiyası ki sormayın! Bir ara başka bir kimliğe bölündüğüm oluyor, bunu da daha çok bar ortamında yarattığım kişiliklere borçluyum. Sahte görünen bir gerçekliğin en belirleyici sıfatı olmak, özne kavramı olarak yarattı çevremde beni. Yakın çevrem ne işle uğraştığımı bilmez, birkaç kişi dışında. Aslında onlar da bilmez beni. Ayak uydurma biçimi olsa gerek bu sıradanlık. İnsan, gerçek yeteneklerinin sınırlarını bulamadığı an, patlar. Ben de patladım, ta ki Londra hayalimde gördüğüm kanlar içinde yatan Tezer Özlü ve Nilgün Marmara sendromundan
sonra…
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta