Papatya Tacının Masumiyetinde
Bir gün bir kadın çıka geldi,
Öyle saf, öyle temizdi ki,
Onu beklemek, bana verilmiş en kutsal görevdi.
Her yazdığı kelime, gönlüme yeniden baharı getirdi,
Her cümlesi, karanlık zamanın kapısını araladı.
Onu beklerken geçmeyen zaman,
İçimde bir kızgınlıkla çökerdi,
Ama her müsait olduğunda yazdığı o küçük kelimeler,
Ruhuma bir damla huzur düşürürdü,
Ve ben her seferinde mest olurdum.
Sonunda zaman gelmişti, eve dönüyordu,
Ben ise sabırsız bir çocuk gibi bekliyordum.
Hep merak ederdim:
“Vardın mı eve? Yolun güvenli miydi?”
Ona bir şey olmasından korkardım,
Yüreğim göğsümden taşacak gibi çarpardı.
Ve bir gün dedi ki:
“Evet, geldim… kapının önündeyim, ama çok üşüyorum.”
Birden sessizlik çöktü her şeye,
Telefonun ucunda ben vardım,
Ama onu sarabilecek bir gücüm yoktu.
O an gözlerim doldu, içimde binlerce keşke yankılandı.
Neden sıcak bir odada ben otururken,
O soğukla mücadele ediyordu?
Kalbim ağırlaştı, kelimeler boğazımda düğümlendi.
“Merak etme,” dedi bana,
“Güneş vardı, üşüyeceğimi bilmezdim,
Bir daha daha temkinli olacağım, sana söz.”
O yorgundu, evet,
Ama yorgunluğunu unutarak
Her zaman benimle olmaya çalıştı.
En güzel zamanlarını bana ayırdı,
Benim için çabaladı,
Benim için direndi.
Benimse boğazım düğümlendi,
Ellerim titredi,
Ne yazacağımı bilmeden
Onun kelimelerine bakakaldım.
Tam o sırada dedi ki:
“Ben papatyaları çok severim…”
Çünkü her cümlenin sonuna
Bir papatya atardım ona.
Ve o, benim için gerçekten
Bir papatya kadar masumdu, bir papatya kadar güzeldi.
“Ben papatyalardan taç yapardım,” dedi.
O an dünyam aydınlandı.
“Ben sana taç yaparım,” dedim.
“Çok güzel olur,” dedi.
Bir kez daha mutlu oldum.
Onun mutluluğunu hissetmek,
Benim için en büyük armağandı.
Sonra yine gülümsedi:
“Biliyor musun, ben beş taş oynamayı çok severim.”
“Evet,” dedim, “ben de severim, birlikte oynayalım.”
Gözlerinde bir çocuk sevinci belirdi.
“Tamam,” dedi, “oynarız.”
Ama ben içimden fısıldadım:
“Ben hep yenilirim sana,
Çünkü sen kazandığında
Yüzündeki mutluluğu görmek isterim.”
O ise gülerek karşılık verdi:
“Hayır, ben de kaybederim,
Senin yüzündeki mutluluğu görmek için.”
Ve işte o an anladım,
Bizi en güçlü kılan şey,
Birbirimizin mutluluğunda
Kendi mutluluğumuzu bulmamızdı.
Saatler ardı ardına dizildi,
Zaman nasıl aktı, hiç bilemedim.
Karşımda yorgun ama yüreği çok güzel bir kadın vardı.
Dinlenmesi lazımdı,
Ama ben onunla geçirdiğim her anın
Bitmemesini istiyordum.
Ve işte o gece,
En güzel dileklerle ilk gecemiz oldu.
O, mis gibi uykuya daldı,
Ben ise sadece onu düşündüm.
Yastığa başımı koydum,
Ama zihnimde, kalbimde,
Sadece o vardı…
Papatya taçlı, masum gülüşlü kadın,
Seninle geçen vakit
Bir ömrün en kıymetli hatırası oldu.
Bir gün kapının önünde üşüyen ellerin,
Bir gün telefonda verdiğin küçük sözlerin,
Bir gün beş taşın masum oyunu,
Bir gün papatya düşlerin…
Hepsi birikti,
Ve benim için sonsuz bir şiir oldu.
Ne bahar, ne yaz, ne kış…
Seninle geçen anların hepsi
Bir papatyanın beyaz yaprağı gibi saf kaldı.
Ve ben, o yapraklara dokunurken
Hep aynı dileği tuttum:
Sen daima gül,
Ben de yüzündeki gülüşte
Kendi mutluluğumu bulayım.
Mehmet bildir
Mehmet BildirKayıt Tarihi : 12.10.2025 02:44:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!