KOMİK YA HİKAYELERİ ( Moral Motivasyonu ) devamı
PAMUK KALE
Köyünden hiç gurbete gitmeyen bir köylü kadını kızıyla birlikte kaplıcaya gitmeyi düşünür. Bir çok kişinin ağzından duyduğu Denizli Pamuk kale'deki kaplıcaya kafası takılır ama henüz köyündeki yapılacak içlerini de bitirmemiştir. İşler bitene kadarda havaların fazla soğuyacağını düşünerek vaktiyle gitmeyi tasarlarlar. Kızının kocası yani damadının bir arabası vardır ama o da çok kalender fakir biri olduğundan kadın kocasına mazot parasını karşılamasını teklif eder. - Eşi peki der.
Nihayet yola çıkarlar ama kadının gözü hep çevrededir. Şarkikaraağaç'tan Isparta 120 km olunca iki saatte ile ulaşırlar . Buradan itibaren Denizli'de biraz daha uzak mesafededir. Giderken kadının çenesi bir türlü susmak bilmez . Çünkü gözü kuru bakliyatlar dadır. Köylü kadınları genelde kışlık yiyeceklerini yazdan hazırladığı için eksiği olsun istemezler. Başlar kızına acizlik getirmeye. - Kızım şu balkona bir bak herkes biberlerini kurutmak için balkona dizip asmışlar, daha bizimki bahçede duruyor. Kızı - Aman anne boş ver dönüşünde sende kurutursun. Anne- Kızım hele birde şu balkona bak bunlarda patlıcanları kurutuyorlar, hemde kara kara. Aradaki beyaz gibiler demi ? patlıcan yoksan deyince. Kızı- anne onlar patlıcanın iç bölümü onuda değerlendiriyorlar diye cevap verir.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta