İnsan hiç tanışamadığı birini nasıl özler.
Hiç göz göze gelemediği, sesini duyamadığı, iki lafın belini kıramadığı birini.
Bir günaydın, bir merhaba bile diyemediği, halini hatrını soramadığı birini nasıl özler insan.
Aynı fıkrada kahkaha atamadığı, aynı derde iç çekmediği birini.
Oturup bir bardak bile çay içemediği, aynı türküye eşlik edemediği birini nasıl özler.
Hapşırsa çok yaşa, hasta olsa geçmiş olsun diyemediği, bir sıcak çorba götüremediği birini nasıl özler insan.
Aynı düğünde keyiften göbek atamadığı, aynı cenazede saf tutamadığı birini nasıl özler.
tozlu bir şemsiye durur
çatı katındaki odanın
kuytu bir köşesinde
kumaşındaki eski yağmurların
hüzünlü kokusuyla
Devamını Oku
çatı katındaki odanın
kuytu bir köşesinde
kumaşındaki eski yağmurların
hüzünlü kokusuyla



