Gece yarısı çalan telefon, hayra alâmet olmamalıydı. Karşıdan gelen ağlamaklı ses, dilinin ucunda biriken cümleleri döküp dökmemek arasında bir süre kararsız kaldıktan sonra, tüm cesaretiyle söyleyiverdi:
- 'Nasılsın? '
Tanıdık bir yabancı gibi geliyordu sesi.. Oysa nasıl unutulurdu her geceyi sabaha kavuşturan telefon konuşmaları.
- 'İyiyim..' dedi, boşta kalan eliyle yanı başındaki masadan destek alırken..
Geç kalınmış bir görüşmeydi bu. Verilen sözler tutulmaktan sıkılmış, kurulan hayaller yıkılmaya kendini adamış, gözyaşları yastığı ıslatmaktan vazgeçmişti.
Ama canlanıverdi işte her şey yeniden, ruh girdi tekrar bedene ve doğruluverdi yattığı yerden.
- 'Seni görmeye geleceğim, seni özledim'
Dinle sevdiğim, bu ayrılık saatidir.
Dünya var olalı beri çirkin ve soğuk,
Erken içeceğimiz bir ilaç gibi.
Tadı dudaklarımızda acımsı, buruk.
Bu saatte gözyaşları, yeminler,
Boş bir tesellidir inandığımız.
Devamını Oku
Dünya var olalı beri çirkin ve soğuk,
Erken içeceğimiz bir ilaç gibi.
Tadı dudaklarımızda acımsı, buruk.
Bu saatte gözyaşları, yeminler,
Boş bir tesellidir inandığımız.



