Bazen söylemek sırası gelmiş hissedersin birdenbire. Bıraktığın ayak izlerini takip ederek yazarsın yüreğinden gelenleri sayfalara sayfalarca. Başka yitikliklerde hapsolmasın diye yaşadıkların onun için yazarsın, senin için yazarsın.
Çember çeviren çocuğun sevinci olursun aklına düştüğünde yüreğinden geçen kuyruklu yıldız. Ama bilirsin, yokluğunda sessizliğe ve sarıya bürünmüş içinin kışı yaklaşmaktadır ve beklersin yine de deniz kararıncaya, kül rengine dönünceye, yapraklarının kendini sessizce gömünceye dek. Dalgaların allak bullak ettiği sulardan dönerken karadan birinin el sallamasını bekler gibi özlem dolu olur gözkapakların. Ömrümü al diye haykırırsın, yeterki rüyalarımı ter içinde koma. Cesaretimi al dersin yeter ki beni sensizliğin sükunetinde bir başıma bırakma.
Gizem dolu bereketli topraktan, salkımları işleyen gülleri bezeyen topraktan geliyor dersin sana özlemim. Öyküler anlatmak istersin alacakaranlığın kıyısında güzel, uysal hüzünle dolmasın diye. Bir kuğu bir ağaç ne bileyim neşeli bişey anlatırsın üzümlerin olgunlaşma zamanlarında… balıkçı ağının suyu bıraktığı gibi titretir sesi içindeki coşkulu, arzulu ve neşeli kelimeleri. Ve sonra inatçı, utangaç ve adını henüz bilmeyen çocuk oluverirsin tutunca birden ellerini.
Tek bir zamanı gösterir onun bir parıltılı bakışı, haykırırsın ,sen en son dakikasısın yaşadığım mutluluk anının diye..
İçinde hemen şuranda belki de bin yıldır tutsak kalmış kuş gibi salıvereyim istersin içindeki heyecanı ve düşercesine izin ver ineyim istersin ruhunun en derinlerine, kaybolayım öylece..
Özlersin.
Ağız kurutan susuzluk gibi, uykuda yitip giden yaşamlar gibi özlersin özlemlerini şölen olsun parıltılı gök mavisi olsun istersin sevincin.
Bu halk içinde bize gülen var.
Ko gülen gülsün, Hak bizim olsun,
Gaafil ne bilsin,Hakk'ı seven var.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta