Gittiğini biliyorum
Seni çok üzdüğümü biliyorum
Kırılan bir kalpti anlıyorum
Ama çok özledim seni.
Sana vedada hasretle baktım gözlerine
O ilk kar Ankara ya döküldüğünde
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Hasret 'hararet' yapar. Şair-e değilse yanar da yanar. eLİ KALEM TUANLAR DA ŞİİR YAZAR.
Mehmet YUSUFLAR
Fatma Bacanak tarafından yazılan Özledim Seni başlıklı şiir sizce nasıl? (10 üzerinden puan verin o güzel şiirlerinizde başarılar ın devamını beklerim sevgilerimle abdullah
Gönül sevdimi bi kere, ne yapsa nafile. Güzel anlatmışsınız,tebrikler.
gayet hoş
KALEMİNİZE SAĞLIK GÜZEL BİR ÇALIŞMA OLMUŞ SELAM VE DUA İLE
sevdasına ram olmanın vermiş olduğu duyguların yoğun olduğu dizelerdi..kutlarım..
kalemınız daım olsun saygılarımla
harika olmuş süper olmuş
Şair; hüzünlü dizelerinde objeyle imgelerini buluşturmuş.
Anlam derinliği mükemmel bir şiir.
İnsanı sarıp sarmalıyor.
Doğrusu, severek okudum.
Tam puan + Ant.
Sevgili Fatma Bacanak'ı aşağıdaki şiirimle sayfama davet ediyorum:
Yeniden sevmek istiyorum
Bu kaçıncı bayram senden uzakta
Soframdaki tek meze yalnızlığım
Unutmağa çalıştığım gözlerinin bal rengi
Ve saçlarının kokusu beni kahreden
En son ellerinin sıcaklığı girdi rüyama
Silindi silinecek hayalin
Bilmem ki ne haldesin benden uzakta
Tutamadık bir türlü güneşe uzansak da
Yosun tutmuş bu şehrin sokakları yeşile çalar
Bir bebek ağlar uzakta taa Cennet Mahallesi'nde
Basın Sitesi ayaklanır kadehim boşalır
Mersinde ölürüm en güzel
Nemli güneşsiz gökyüzüne inat
Ve sensiz yaşarım böylesi bayramları
Bu kaçıncı bayram senden uzakta
Kaçıncı ölüşüm gün doğarken
Bir İstanbul bir Mersin bir bilinmezdeyim
Yirmi yıla sığdırıyorum bir koca ömrü
Seninle sensiz yaşıyorum bir bıçağın sırtında
Unutsam da saçlarının rengini kokunu yitirsem de
Hep seni yaşarım sensizlikte
son sigaramla birlikte eziyorum yüreğimi
Başım dönüyor gök yere iniyor seni anarken
Elektrik direkleri yıkılıyor üstüme
Bir gölge gibi titriyor insanlar
Toroslar Akdeniz'e iniyor yağmur ıslatmıyor
Yorgun bedenimi dağlıyor yıllar
Ölüme beş kala beni çağırıyorlar
Bir sevebilsem diyorum belki yeniden doğacak güneş
Karanlığın örttüğü günahkar sokaklarda
Bir aşiftenin kollarında uyanıyorum oysa
Bu kaçıncı bayram senden uzakta
Bir köpek havlıyor köşebaşında
Bir sarışını sevmek istiyorum silbaştan
Yaşamaktan utanıyorum
Nafi Çelik
Özlemek güzeldir Özletene ne mutlu.
kalemine ve yüreğine sağlık
tebriklerimle
Bu şiir ile ilgili 11 tane yorum bulunmakta