Kızgın güneş altında ıssız çöle düştüm,
Boşver güneşi, özlemim onun busesi.
Kulağımda yankılanır bin bir çeşit ses;
Hepsinden baskın, onun kalpdeki şu sesi.
Kimi para sesini tercih eder, lakin
Onun sesi bana, kızgın çölde su sesi.
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




BİLİYORUM O SES BENİM SESİMDİ...
ESERİNLE ÖVÜN SAYENDE ARTIK KESİLDİ...
Hocam bir seste haykırışı duymuştum ben o ses halen içerlerimde bir yerde dolanırda durur şiir ile alakası yok sadece bu şiir bana onu hatırlattı bir Filistinli kızdı babasına yazmıştı şiiri ve kendi sesindin haykırıyordu o zaman anladım ben tüm çığlaklığıyla gerçekleri.Şiir yazmak halı dokumak gibidir ince ve narin olmalı nakış gibi tebrikler Ekrem hocam bunu yapmışsın sen....
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta