‘’Sorumsuz özgürlük arayan, gittiği her yere kendi hapishanesini götürür
Yorgunum
Sırtımda demir kafesim
Bir ömrü sığdıracak kadar büyük
Pürsünmüş aşınmış paslı bu yük
Ben sana cehennemimle geliyorum
Sen dudaklarında cennete dair dualarla
Kimseyi suçlayamam
Her açtığım kapı bir başka kapının kildiydi
Büyük özgürlüklere dair kördüğüm kiltlediğim
Artık atlarım yorgun kılıcım kör balta
Verasetimi ahmak oğullarıma bırakıyorum
Uçsuz bucaksız okyanuslara açılmak üzre hazırlıklıydım
Donanmam tam tekmil emre hazırdı tayfalarım
Ruhun en masalımsı ülkelerine varacaktım
Dudaklarının kıyısındaki yabansı cennetler
Kara kavruk yerliler değil elbet
Kara kavruk ruhumu selamlayacaktı
Ham Sam Yafes’in bakire kızları
Şimdi idrar göledinde çöp üstünde karınca gibi
Ben kaptanıderya yedi iklimin fatihi
Habbeden kubbe sayıltılar içindeyim.
Eric From mürdüm eriği ağacında murdar
Gençliğin sulu ekşimsi tatlılığında kahraman
Yada çelimsiz Nietsch den Zeredüşt gibi üstün insan
Sartre’ın karanlık atölyesinde yeniden var olan dar
Çıkmaz sokak Özgürlük anıtında biten
Ötesi uçsuz bucaksız okyanuslara
Bilinmeze açılan
Her insanın ideali kendinde eksik olandır.
Yaydan fırlayan okun özgürlüğü
Yayın gerginliği orantısındadır o kadar
Önümde kırkaltı yıllık bir dava dosyası
Her satırı kalbimin ritminden artakalan
Kafesteki kuş hala çırpınmada
Canhıraş ermek için felaha
LDC ekranda uçsuz bucaksız gökyüzü belgeseli
Ömrüm demirin ömrü ile eşit galiba
Cürür demir dükülen parmaklıklardan
Sarkar ölü kuş cesetleri
Dava düştü
Zaman aşımı yeni bir zamana açtı kilitlerini
Dosya naaşın yanına gömüldü
Ama her şeye rağmen
Yeniden yeniden dirildim
Hey Freedom!
18/01/2013/istanbul
Kayıt Tarihi : 18.1.2013 17:30:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)