Bir tek sen biliyordun bu evde yaşananları.
Şimdi kapıyı ardına kadar açıp gitmene yüreğin nasıl el veriyor.
Gidiyorsun yani.
Ondan mı bu umarsız susuşlar ve küskün bakışlar.
Gidiyorsun işte
Şimdi şehirler geçiyor üstümden,
Aşklar, acılar...
Kapısından sensiz girdiğim bir gece daha.
Uykularımı bölen sessiz çığlıkların,
Uzak bir kent kaldırımına yaslıyorum bu yorgun bedenimi
Ben aslında o kadını hiç unutmamak üzere sevmek istemiştim. Bir gün hiçbir acıya benzemeyen o şeyin, adına dünyanın bütün dillerinde ‘aşk dedikleri o şeyin beni buluna dek, sadece sevmek istemiştim. Ve öylece bir an da hiçbir sebep göstermeden, iz bırakmadan gidecektim. Düşünecek onca şey varken aklımı bir kadınla meşgul edemezdim. Aşksız bir sevgi, ne kadar gerçek olabilir ki. Ben gerçeği başarmak için o otobüsün en arka koltuğundaydım. Hiç tanımadığım bir şehirde gün doğumunu izlemek güzel gelmişti bana. Biraz sonra insanlar sokaklara hücum etmeye başlamıştı. Asık yüzlerinden çok şey okuyabilirdiniz görseydiniz. Yüzünde gülümseme beliren kişilerin, bir buluşma randevusuna gittiğini düşünüyordum. Yoksa kim o saatte yüzüne ağzına kadar varan bir gülümsemeyi eklerdi ki. Hangi şehir de olursa olsun, sinema salonları artık o kadını hatırlatıyor bana hep. Birazdan hiç tanımadığı adama aşık olacak kadını. Şimdi biliyorum ki ne zaman o şehrin sokaklarından geçecek olsam, önce bütün kavuşmaları, bütün el tutuşmalarını, öpüşme seansları ve daha nice hatıraları yeniden yaşayıp, üzerine beni olduğum yere çökeltip, nefes almama engel olan, göz kapaklarıma ağlamayı yeniden öğretecek acıların karşılayacağını.
Sırf o şehirden geçiyor diye bütün şehirlerarası otobüsler, bütün yolculuklarımı bu yüzden erteledim. Çünkü bir insanı en çok yaşanılan şeyler kadar, yaşanılanları hatırlatan yerler de üzer, acıtır ama öldürmez.
Sade bir merhaba beklerken, uzun yıllardır birbirini görmeyen iki insanın çizdiği bir portreydi o an şehrin tam göbeğinde. Bize bakan insanlar var mıydı, şaşkınlıktan bakmıyordum bile. Kollarımın arasındaki kadının bana sarılmasıyla içime dolan mutlulukta, bir kez olsun beni kucaklamayan babama olan bütün nefretim dinmişti. İki yıl öncesi kadar kapısında beklediğimiz kafenin karşısında oturuyordum. Yalnız değildim. Yanımda bir kadın vardı, hayatımı paylaştığımı düşündüğüm ya da öyle hissettiğim ama hep bir başka kadının hatırasında. Sokağın kalabalığı gözlerimde yavaşça kaybolmaya başladı o an. Sesler kesilmişti. Ve henüz yeni tanışan iki gencin birbirlerine bakışını izliyordum oturduğum yerden. Şehirler, hatıralar acıtır ama öldürmez.
Artık sana baktıkça, görmek istediğim gözlerin benimle olan alakasını kesmiş durumda... Başka şeylerle ilgileniyorsun... Mesela, sağ elindeki kalemle beni çizerken, sol elinde tuttuğun silginin yavaş yavaş beni sildiği gibi... Düşünmem gereken onca şeylerin arasından seni seçmem bir tesadüf olmasa gerek, ki seni sevmemde buna dahil.. Oysa, duymaya çok heveslendiğim bir çift cümleydi 'seni seviyorum'... Bir dilim çikolatanın dudaklarıma bulaşması gibi birşeydi bunu duymak...'Senden'... Belki şair değilim ama onca cümlenin altında senden bahsetmek bile bana kendimi bir nebzede olsa şair hissettirmişti.. Nedenini bilmediğim halde aynı soruyu sorup duruyorum kendime, ki seni saatler öncesinde bir çift göze anlatmış olmam garipsenebilir... Seni tanıdığımdan beri, kelimelerimin aşkla süslenmiş olması güzel olsa gerek, farkındayım aslında bunun.. İçinde sen geçen herşey ömrüme yeni bir tat katıyordu ama ben senin için böylemiydim... Seni seviyorum derken, dudaklarına çikolata bulaşmışmıydı hiç ya da aynaya baktığında kendini gülerken yakalıyormuydun? ... Üç nokta bırakıyorum cümlelerimin ardından, gün ağardığında devam etmeyi düşünerek... Ya mutlu gelir sonu, ya da sol elindeki silgi beni tamamen silmiş olur... 'Gri'
Her şeyden bahsetmiştim bunca zaman,
Ama eksik kalan bir sen varmışsın onca cümlenin içinde saklı kalan...
Oysa seni susup susup anlatmayı ne çok isterdim,
Kelimeler dudaklarımda dize geldikçe
Ve sessizliğimin sen tarafıyla sana yenilmeyi...
Bilirim cümlelerim hep çarpıktır,
Birkaç cümle suskunluğum vuruyor beni,
Sol yanımdan…
Çıkmaz bir sokak şimdi sensizlik...
Sözlerime ekledim seni,
konuştum, sustum...
Öznesi eksik suskunluğumda yarım kalmış cümle gibisin...
Eski fotoğraflarda kaldı sol göz altında bıraktığım öpüşüm…
Artık dudaklarımda öldürüyorum seni sevmeleri…
Her sözüm sende anlam buluyor,
Gecesi gündüzüne karışmış küçük bir çocuğun yüreğinde ki müziğim ben,tekrar tekrar söylendikçe sana yazılıyorum...
Kâğıttan gemilerime yükleyip özlemlerimi sana yolluyorum…
Ah sevgili sen beni hiç sevmedin ki,
Sen yabancı bir tenin çatlaklarında mutluluğunu aradın hep,
Benim mutluluğum senin dudaklarından düşecek bir çift cümlede saklıydı,
Ben ağladım,
Sen hep o iç yakan gülüşünle yüreğimi kor alevlere teslim ettin…
Gerçeklik payı olsun diye kurduğun uzun cümleli yalanlarına öyle inandım ki,
En çokda annemin gözlerine benzeyen gözlerini seviyorum...
Belki beni hiç sevmeyeceksin,
Ama yinede senden gelecek dostane bir merhabayı geri çeviremem...
Adımız yine kahkahları savurduğumuz dudaklarımızda,
Sıcak bir tebessümle tekrarlanacak...
Annemin gözleride yeşile çalan bir renkti,
Umut(suzluk) içinde geçen günlerim,
Mısraların arasında kaybolan gözyaşlarıma benziyor...
Sen diye başlayan her söz,
Ömrüme bir nefes daha borçlanıyor…
Ben yine her cümle arasında seni susarım… Zaten sustuğum kelimeler değilmiydi, seni bilmediğim kentlerde özleten… Biliyorum ben yine sensizliğin ertesi, seni özleyeceğim… Parmak uçlarına bıraktığım aydınlık geceler şimdi beni en bilmediğim karanlıkların içinde, kendimle sınıyor… Hangi vakit aklıma düşsen, şair portresi bir yüreğe yaslanır umutlarım… Seni düşünürüm, aklına hiç gelmediğim anlarda… Ağlamayı becerebilsem, belkide ardından döktüğüm gözyaşlarıyla bir çiçeğe yeniden hayat verebilirdim, kendine gözlerini kapatan yüreğimin sessizliğinde… Kalabalığında kendimi kaybettiğim bu kent, en çokda sensizliği hatırlatıyor bana… Parmaklarımdan sızan hüzünlerimle her kapı ardında olmayan varlığınla avutuyorum kendimi… Zaten sen değilmiydin, her cümle arası dudaklarıma adını yasaklayan…
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!