beklenmedik bir şafak gibi parlıyor ellerimizde bıçaklar
fazla buluyoruz ışığı ve tek başına bırakıyoruz.
bacaya konmuş güvercinle konuşuyor yağmur, en yalın diliyle
yazık, hiçbir şey anlamıyoruz bu konuşmadan, yoksun kalıyoruz
çeliğin şarkısını dinlemekten, düş görmekten.
gökyüzü kılıcını bırakıyor bir süre için
bizse sürekli istiyoruz onu: üzülmüşüz bir kez
Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da
Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi
Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun...
Bitmez tükenmez engeller koydun
Devamını Oku
Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi
Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun...
Bitmez tükenmez engeller koydun




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta