Karanlıklardan sıyrılmış
Üç kağıtçı sözcüklere sığınmayan
El altı yayınlar kadar yasak
Fısıltıyla yol alan
Kitap gibi ocakların
Yalın ayak çocuklarıyız henüz
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Çok güzel dizeler bunlar.
Bir o kadar da anlamlı.
Yazan yüreği ve kalemi kutluyorum.
Herşey gönlünüzce olsun efendim.
Harika bir paylaşım olmuş kutlarım
kaleminizin boyası sizin ilhamınız
yorum yazanınız hiç eksik olmasın
salim erben
Hani bu duruş
Bu asil vücûd ki
Çekmemiş miydi onca tozun, acının, savaşın Emperyalist yükünü?
Oysa şimdi soğuk duvarlara
yatırılıp, dayatılmış hücre hücre aydınlık seslerimiz
En tecavüzünden kelepçeliyken
Işıksız zindanlarda ağlar mı düşler
Yoksa hala uykuda mıyız biz
Gözümüzden sakınıp,
Sıkı sıkı sarılamazken geçmişe ve yarınlara
Şimdi sadece içmeli miyiz acının gözyaşını
Ve öylece beklemeli miyiz
Üç maymunun değişimini?
Hani Deniz can,bir sahilde gezerken milyonlarca çakıl taşlarının içinden parlar ya içinde bir elmas tanesi karaya vurmuş,farkı farkedilir hemen.Şiirlerinizi öyle bir şey gibi geldi bana inanın.
Nazım tadında,Ahmet Arif tadında yenilerini sabırsızlıkla bekleyeceğim efendim.
Yereginiz var olsun.
Sevgi ve saygılarımı sunuyorum..
1982 değerli bir arkadaşımız tutuklandı,
ve içerde yapılmadık işkenceler kalmadı...
dışarı çıktığında perişandı durumu,
bir ay sonra kaybettik kendisini...
................................................
bir oğlu var kendi oğlumdan daha çok seviyorum...
şiirleriniz sanki yaşantım...
alnınızdan öpüyorum...
kızıl-kızıl deli...
girdiler kapılardan
girdiler pencerelerden
mektuplardan kitaplardan telefonlardan
girdiler kirlettiler ve gecemizi
girdiler ağrıttılar ve gündüzümüzü
işimize saygımızı
ölümüze acımızı
sayrı yatağımızı
özlemlere sevgilere sular gibi akışımızı
kıyımlara kıranlara türkü türkü bakışımızı
girdiler kirlettiler insan onurumuzu
insan yüzü güzeldir çirkindi bunlarınki
insan yüzü sıcaktır soğuktu bunların ki
elleri el değildi eli andırıyordu
gözleri göz gibiydi bakışsızdılar
göğüse benzer bir kafesti taşıdıkları
içinde yürek yoktu
kapıların arkasında emeklememiş
beşiklere belenmemişlerdi karda tipide
girdiler akşam sofralarında evlerimize
yoksul sabah çaylarında girdiler
girdiler öpüşürken kuytuda
okşarken saçlarını çocuğumuzun
avutmaya çalışırken acılımızı
duyumsarken sevincini insan oluşumuzun
girdiler bağlarken mektubumuzu
dertleşirken kapısında kırkıncı odamızın
girdiler evlerimize
en ağrıtan yerinde bir özlem türküsü
bunalmış bir kahkahanın orta yerinde
taş gibi yorgunluğunda bir güzelim düşün
ölümcül sayrılıkta umarsız yalnızlıkta
kağıttan kaleler yüzdürürken
geçmiş sularımızda
uçurtmalar salarken umut göklerimize
kucaklarken dostlarımızı telefonlarda
girdiler evlerimize
çirkindiler korkaktılar yarınsızdılar
geldiler itilerek girdiler irkilerek
kararttılar gecemizi
ısırdılar karanlıkta kanattılar türkümüzü
kırdılar çiçekli dallarımızı
tükürdüler içine ekmeğimizin
ağrıttılar ağrımızı
ağrıttılar dünya dünya
ağrıttılar vatan vatan
Analar ağlamasın . iki canlı gelinler süngülenmesin diye
Yoksulların açlıktan düştüğü demir çarşılarda
Yangınlarda ve korsanlarda
Ve büyük sevdasıyla dağları süsleyen
Militan kadınların alın dövmesi gibi
Barışa giden yollarda
Birbirlerini vurdu aynı tanrının çocukları
Ben kardeş yağdım
sevdan ki bir yakıcı kuştur yüreğimde
gümbürder zulme karşı kan gibi
Şiirinizle varım,şiirinizle insan!..
...güneşi kıskandıran aydınlık şiirinin gözlerinden öpüyorum can...ışıklar sönmesin...şiirle...
Karanlıklardan sıyrılmış
Üç kağıtçı sözcüklere sığınmayan
El altı yayınlar kadar yasak
Fısıltıyla yol alan
Kitap gibi ocakların
Yalın ayak çocuklarıyız henüz
Topuklarımıza batan dikenlere rağmen
Güneşe hala iki gözle bakabilen
Aydınlık yarınların neferiyiz hepimiz
Üç tarafı deniz
Tam ortasında kederimiz
Ne AK kuşak
Ne de kara
Vardır bir belirsizlik
Hem öfke hem umutsuzluk
Yok mu bir tedirginlik
Hani bu duruş
Bu asil vücûd ki
Çekmemiş miydi onca tozun, acının, savaşın Emperyalist yükünü?
Oysa şimdi soğuk duvarlara
yatırılıp, dayatılmış hücre hücre aydınlık seslerimiz
En tecavüzünden kelepçeliyken
Işıksız zindanlarda ağlar mı düşler
Yoksa hala uykuda mıyız biz
Gözümüzden sakınıp,
Sıkı sıkı sarılamazken geçmişe ve yarınlara
Şimdi sadece içmeli miyiz acının gözyaşını
Ve öylece beklemeli miyiz
Üç maymunun değişimini?
Harika bir anlatım güzel dizeler akıcı ve içten, okunası bir şiir. Yüreginizi kutlarım, sevgiler....
Topuklarımıza batan dikenlere rağmen
Güneşe hala iki gözle bakabilen
Aydınlık yarınların neferiyiz hepimiz
GÜNEŞE KÜSKÜN OLSA DA DÜŞLERİMİZ ÖZÜMÜZ RUHUMUZ YÜREĞİMİZ GÜNEŞİN BAĞRINDA BELİREN UMUDUN ÖZÜNDE DEĞİL Mİ DOST....
SEVGİLER...
Üç tarafı deniz
Tam ortasında kederimiz
Ne AK kuşak
Ne de kara
Vardır bir belirsizlik
Hem öfke hem umutsuzluk
Yok mu bir tedirginlik
tebrıkm ederım
sinan biçer
Öze dönmek
Karanlıklardan sıyrılmış
Üç kağıtçı sözcüklere sığınmayan
El altı yayınlar kadar yasak
Fısıltıyla yol alan
Kitap gibi ocakların
Yalın ayak çocuklarıyız henüz
Topuklarımıza batan dikenlere rağmen
Güneşe hala iki gözle bakabilen
Aydınlık yarınların neferiyiz hepimiz
Üç tarafı deniz
Tam ortasında kederimiz
Ne AK kuşak
Ne de kara
Vardır bir belirsizlik
Hem öfke hem umutsuzluk
Yok mu bir tedirginlik
Hani bu duruş
Bu asil vücûd ki
Çekmemiş miydi onca tozun, acının, savaşın Emperyalist yükünü?
Oysa şimdi soğuk duvarlara
yatırılıp, dayatılmış hücre hücre aydınlık seslerimiz
En tecavüzünden kelepçeliyken
Işıksız zindanlarda ağlar mı düşler
Yoksa hala uykuda mıyız biz
Gözümüzden sakınıp,
Sıkı sıkı sarılamazken geçmişe ve yarınlara
Şimdi sadece içmeli miyiz acının gözyaşını
Ve öylece beklemeli miyiz
Üç maymunun değişimini?
Deniz Derya Keskin
canı gönülden kutluyorum değerli şairimizi saygılarımla 10 puan +ant.
Bu şiir ile ilgili 11 tane yorum bulunmakta