Tam on beş dakikadır izliyorum onları,
Kur yaparken erkek kedi, dişiye,
Diyor ki dişi, erkeğine;
‘Önce kulaklarıma fısıldamalısın aşk sözlerini,
Beni ne çok sevdiğini,
İstediğini,
Her ne kadar kaldırımların yosma kedisiysek de,
Şu bize bakan ruhsuz, korkak kadından,
Daha tok ve daha duygulu bir yürek var bizde.’
Dedim;
‘Hey sen! Oynak, dişi kedi.
Ettiği laf çapından büyük kedi,
Anladık, Mart geldi.
Ama önce dur, biraz dinle beni.
İlk gezinen sen değilsin bu bahçede.
Bakın, ömrüne hiç Mart gelmemişlerin,
Düşleri saçılı duruyor her yerde.
Sırtımı dayadığım o yeryüzü,
Gözlerimi diktiğim göğün mavisi,
Avuçlarımda güneşi andıran bir çift göz.
Halbuki sorsalar, unuttum rengini.
O ki,
Bakışlarındaki manaya tutulduğum,
İçine baksam sanki sağanak yağmurlar yağacak,
Ama o buğulu bulutlar kadar uzak,
Ve bana yabancı diyarlara çoktan göç ettiler.’
‘Hey kedi!
Ettiği laf çapından büyük kedi,
Gönlüme ateşler düşüren kedi.
Sen benden değilsin sevilmeye, daha değerli.
Bazı kadınlar sevgisiz ölür, yaşayamazlar.
Bir çift gözün merhametine muhtaç,
Ben, bile isteye seçtim zorunu.
Ama sen, mutlaka kendin yaz sonunu.
Ben gider,
Hadi sevişin,’
Özlem SABA
Özlem Saba
Kayıt Tarihi : 20.3.2019 18:00:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
TÜM YORUMLAR (1)